"Soru" ile Etiketlenen Konular

Çocukken vurulduğunuz aşılardan sonraki ilk aşılarınız güçlendirici aşılardır. Her 10 yılda bir tetanoz güçlendirici aşı olmanız gerekir. Güçlendirici aşılar genelde tetanoz ve difteriden oluşur. ...
MİTRAL KAPAK YETMEZLİĞİ Mitral kapak yetmezliği kalpte sol kulakçıkla sol karıncığı ayıran mitral kapağıp tam kapanamadığı bir kapak hastalığıdır. Mitral kapağın biçimini bo­zan yapısal lezyonlar sonucunda ortaya çıkar ve bu durumda “organik” mitral kapak yetmezliği olarak anılır. Ayrı bir tip olan işlevsel mitral kapak yetmezli­ğinde ise sol karıncığın genişlemesi so­nucunda sol kulakçıkla sol karıncığı ayıran delik genişlemiştir. Deliği kapatan mitral kapağın...
TÜMÖR: Amerika Birleşik Devletleri, ingiltere gibi Batı ülkelerinde yaşamakta olan her üç kişiden biri kansere yakalanmaktadır. Bu gibi Batı ü .kelerinde her altı kişiden biri ise kanser nedeniyle ölmektedir. Yukarıda belirttiğimiz bu korkunç denebilecek oranlar, yalnız Amerika Birleşik Devletleri’nde kanser araştırmaları için niçin bir milyar dolardan fazla para harcanmasının haklı nedenini ortaya koymaktadır. Ansiklopedinin bu bölümünde tümörler ve bunların bir...
GÖZYAŞI ORGANI: Gözyaşı organı, başlıca şu bölümlerden oluşmaktadır: 1) Gözyaşı bezi 2) Gözyaşı 3} Gözyaşı keseciği 4) Nazolakri-mal kanal. Gözyaşı bezi, göz küresinin üst dış tarafına yerleşmiş ve çok sayıdaki lopçuklardan kurulmuştur. Gözyaşı bezinin hazırlamış olduğu gözyaşı, gözyaşı kanalcıkları aracılığıyla “Üst konjunktival forniks”in dış yan tarafına boşaltılır. Böylece gözyaşı konjunktivaları, sklerayı ve korneayı ıslatmış olur. Gözyaşı daha sonra burun...
TİROİT İLTİHABI (TİROİDİT) Tiroit bezinin iltihaplanmasıyla or­taya çıkan tiroidit akut, subakut ve kro­nik biçimlerde görülebilir.AKUT TİROİDİT Ender rastlanan bir hastalık olan akut tıroidit daha çok kadınlarda görülür. Bu iltihaplar enfeksiyon kaynaklı olanlar ve olmayanlar (mikropsuz ya da aseptik) biçiminde ikiye ayrılabilir. Enfeksiyon kaynaklı iltihaplar bula­şıcı hastalıklar sırasında, hastalık etkeni bakteri ya da virüslerin kan yoluyla ti-roite ulaşarak burada enfeksiyona...
SEDEF HASTALIĞI ÖZET: Sedef hastalığı, üstü gümüş rengi pullarla kaplı kırmızı lekelerle yansıyan, nedeni bilinmeyen deri hastalığı. Lekeler çoğunlukla kasıntısız olduğundan, hastayı yalnızca görünüş açısından rahatsız ederler; ilaçla geçirilebilseler de, bir süre sonra yeniden belirirler. Bazı hastalarda sedef hastalığı, bir eklem iltihabıyla birlikte görülmektedir. Sedef hastalığının (psoriasis) baş­langıç belirtileri deride kızarma ve pullanmadır. Hastalık, ömür boyu bir­kaç cilt...
ŞEKER HASTALIĞI NEDİR Şeker hastalığı, pankreasın yeterince insülin hormonu salgılamamasından kaynaklanan hastalık. Şekelerin hücre içine sokulmasıyla görevli olan insülinin eksikliği, kan şeker düzeyinin yükselmesine ve idrarda şeker bulunmasına (glikozişeme) neden olur. Körlük, atardamar iltihabı, damar sertliği ve yarım felç, böbrek yetmezliği, vb. ciddi ihtilatlara yol açabilir. Tedavide hastalığın ciddilik derecesine göre uygun beslenme rejimine ya da insülin iğnelerine başvurulur....
DİŞLER: Çene kemiklerinin ağız boşluğuna bakan yüzlerindeki alveol kretleri üzerinde diziler yapan dişlerin çiğneme ve konuşma fonksiyonlarında Önemli görevleri vardır. Dişlerin ağız boşluğunda bulunan bölümlerine kron (korona), çene kemiği içinde kalan bölümlerine kök denir. Kronda dıştaki tabaka minedir, bunun altında dentin bulunur. Kökteyse en dışta sement vardır, onun altında dentin yer alır. Kan damarları ve sinirlerin bulunduğu dişözüne “diş...
Eski çağlarda veremle ilgili bilgile­re rastlanmaktadır. Verem ÎÖ 3000 yı­lından Snce Çin’de biliniyordu. Çinliler hastanın nabzına bakarak hastalığın gi­dişinin nasıl olacağına karar veriyorlar­dı. Eski Yunan’da Knidoslu Euryphron veremli hastanın bir kadının memesin­den süt emerek tedavi edileceğini ileri sürüyor, hastanın boynuna ve göğsüne akkor halinde ısıtılmış iğneler batırıyordu. On altıncı yüzyılda veremin bulaşı­cı bir hastalık olduğu düşünüldü. On yedinci yüzyılın...
Omurgalılarda göğüs kafesi boşluğunda duran ve solunum işlevini gören ve genellikle iki bölümden meydana gelen önemli bir organdır. Bunlarla atmosferdeki oksijen alınır ve dışarıya, karbondioksit verilir. İnsanda sağ akciğer üç, sol akciğer iki lobludur. Yüzeyleri göğüs duvarından iki katmanı ile ayrılmıştır. İki katmanın arasında az miktarda sıvı bulunur. Bu durum akciğerlerin serbestçe hareket etmesine, göğüs duvarının genişlemesine ve Diyaframın...
KEMİKLERİN GENEL YAPISI: Uzun bir kemiğin üç bölgesi vardır. Bunlardan birincisine diafiz denir. Diafiz, kemiğin iki ucundaki şişkinlikler arasında kalan uzun kemik şaftına verilen addır. Diafİzin iki ucundaki şişliklere epifiz denir. Epifizle diafiz arasındaki küçük bölge metafiz adım alır.Bir kemiğin boyuna kesiti çıplak gözle incelendiğinde, üç ayrı yapıdan oluştuğu görülür. Bu üç yapı, dıştan içe doğru, periost, kompakta ve...
RAŞİTİZM Eskiden savaşlardan hemen sonraki yıllarda soluk yüzlü, kırılgan görünüm­lü, çarpık, deforme bacaklı, küçük ve öne dpğru çıkık göğüslü çocuklar görü­lürdü. Bunlar raşitik yani çocuklukları­nın ilk yıllarında raşitizme yakalanan ve zamanında uygun biçimde tedavi edilmeyen çocuklardı. İyileşmişlerdi ama, hastalığın kalıcı izlerini taşıyor­lardı. Raşitizmin en basit ve en yaygın biçimi olan sütçocuğu raşitizmi yaşa­mın ilk yirmi ayında ortaya çıkar; vü­cudun...
ÖZOFAGUS (YEMEK BORUSU): Özofagus (yemek borusu), farinks (yutak) ile mideyi birbirine birleştiren, yaklaşık olarak 25 cm uzunluğunda önemli bölümü kastan yapılmış tüp öiçiminde bir organdır. Özofagusun üst sınırı 6. boyun omuru hizasında, alt sınırı da 11. sırt omuzu hizasındadır. Özofagus yukarıdan aşağıya doğru “Boyun bölümü”, “Göğüs boşluğu bölümü” ve “Karın boşluğu bölümü” olmak üzere üç bölümden oluşmuştur. Özofagus,...
KANSIZLIK Kalbin pompaladığı kan, atarda­marlarda ilerleyip kılcal damarlara da­ğılarak dokulara ulaşır. Daha sonra ge­ni kılcal damarlar yoluyla toplarda­marlara geçen kan kalbe döner. Plazma denen sıvı bölümü büyük ölçüde su (yaklaşık yüzde 90), proteinler, tuzlar, glikoz, karbondioksit ve hormonlar­dan oluşur. Plazma dışında kalan bö­lümde alyuvar (eritrosit) ve akyuvar denen kan hücreleri bulunur. Temel görevi bakterileri ve öbür yabancı maddeleri yok...
ERİZİPEL  YILANCIK: Yılancık titreme, yüksek ateş ve genel durum bozulduğuyla seyreden streptokoksik bir bulaşıcı hastalıktır. Mikrobun girdiği deri bölgesi ağrılı, mor-kırmızı ödemli ve parlaktır. Deriyle ilgili lenf bezinde ağrılı bir lenf bezi şişmesi (Lenfadenopati) gelişebilir. Yüzde oluşan erizipel menenjite yol açabilir. Erizipel aynı kişide birkaç kez yineleyebilir. Hastalığın tedavisinde günümüzde bile bazı kimseler kocakarı ilaçlarından ve/veya okutma gibi çağ...
Hastalığın Gidişi: Olguların çoğunda ödem ve tansiyon normale dönerek kısa sürede iyileşme gerçekleşir. İdrarla protein çıkarma ve kanlı idrar birkaç ay daha sürdükten son­ra kaybolur. Ama hastalık çocuklarda yüzde 10-20 dolayında, ileri yaşlarda da­ha yüksek bir oranda, daha kötü seyre­der. Bu olgularda hastalığın ilk belirtile­ri bütünüyle kaybolmak yerine tehlikeli bir gelişme göstererek, kronik böbrek yetmezliğine zemin hazırlayabilir. Bazı olgularda...
KIZIL Kızıl, bütün vücut derisinde dökün­tüler yapan, glomerülonefrit ve romatizmal ateş gibi çok önemli komplikas-yonlara yol açabilen akut ve bulaşıcı bir hastalıktır.NEDENLERİ Hastalığa, salgılanan zehirle (toksin) deri ve mukozalarda döküntülere neden olan birçok streptokok türü yol açar. Buna karşın yutak ve bademciklerdeki değişiklikler doğrudan bakterilerin etki­si sonucunda gelişir. Hastalığa neden olan mikroorganiz­malar olguların büyük bir bölümünde yutak mukozasına yüzeyel...
KEMİK TÜMÖRLERİKemik dokusundan kaynaklanan bi­rincil iskelet tümörleri bütün tümörler gibi iyi ya da kötü huylu olabilir; ikincil tümörler ise başka organ ve dokulardaki .tümörlerin yayılması sonucu gelişir. Kötü huylu tümörün özellikleri şun­lardır: Büyüme ve gelişmesi sınırsızdır, vücudun bir bölgesinden cerrahi giri­şimle çıkarılsa bile yeniden ortaya çıka­bilir, kan ve lenf dolaşımıyla başka or­ganlara yayılıp metastaz yapar, yerleşti­ği dokuyu yıkıma uğratır,...
KARIN ZARI İLTİHABI (PERİTONİT) Karın zan akciğer zan gibi iki kat­manlıdır ve özel bir salgısı vardır. Dış duvar katmanı karın boşluğunun iç yü­zünü döşer. İç organ katmanı ise karın­da bulunan iç organlan sarar.Bu organlardan bazılan kamın arka duvanna yaslanırken, bazıları duvardan uzakta, boşluğun ortasında yer alır. Bu yerleşimin bir sonucu olarak dış duvar kann zan bütünüyle karnın ön duvanna...
Özelleşmiş bölümleri (kıllar ve tırnaklar) ile birlikte insan vücudunu saran duyarlı, esnek, koruyucu, su geçirmez bir örtü oluşturan doku. Erişkinlerde tüm derinin ağırlığı 2,75 kg. kadardır ve 1,7 m2 yeri Örter. Kalınlığı 1 mm.’den (gözkapakları) 3 mm.’ye (taban, avuçiçi) kadar değişir. Dışta epidermis ve içte dermis (ya da gerçek deri) olmak üzere iki katmandan yapılıdır. Epidermisin en dışta kalan...
MEME YAPISI: Memeler, vücudun ön tarafında göğüs bölümünün Önünde, iki yanda simetrik duran ve epidermisten kaynaklanan organlardır. Erkeklerde olağan durumlarda yaşam boyunca gelişmeyen memeler, kadınlarda yaşamın değişik dönemlerinde büyüklük, biçim ve görev bakımından ayrılıklar gösterir. Erginlik döneminden önce kız ve erkek çocukların memelerinde ilk gelişmeler belirir. Bu dooemde meme başını çevreleyen “Areola” denilen ve derinin rengine oranla biraz koyu...
MİDE: Mide, özofagusun sonuyla duodemı-mun (onikiparmak bağırsağı) başlangıcı arasındaki bağlantıyı sağlamaktadır. Sindirim kanalının en geniş bölümü midedir. Yeni doğan bir çocukta midenin kapasitesi 30 mi ‘yken bu kapasite ergenlik çağında 1000, erişkinlik döneminde ise 1500 mi ‘ye çıkar. Midenin karın ön duvarındaki izdüşümü “Epigastrik”, “Umbilikal” ve “Sol hipokondriak” bölgelere düşmektedir. Midenin iki deliği, iki yüzü ve iki de...
KAN KANSERLERİ (LÖSEMİLER) Losemi” terimi beyaz kan, yani ak­yuvarlar açısından zengin kan anlamına gelir. Kanda akyuvar sayısının artma­sıyla seyreden lösemiler, kan kanserle­rinin yalnızca bir bölümünü oluşturur. Bu nedenle günümüzde, kan dolaşımın­da olgunlaşmamış ve tipik olmayan ak­yuvarların sayıca çok ya da az olmasına göre “lösemik kan kanseri” ve “alösemik kan kanseri” ayrımı yapılmaktadır. Kan kanseri, çeşitli akyuvar hücre­lerinin üretildiği dokuları...
BAŞ AĞRISI Baş ağrısı çok çeşitli hastalıklarla birlikte ortaya çıkabilen bir belirtidir. Genellikle basit rahatsızlıkların, ama bazen de ağır hastalıkların belirtisidir ve bu nedenle küçümsenmemelidir. Baş ağrısının nedenlerinin aydınlatılması çok önemlidir. Tıbbi uygulamada baş ağrısının bir­biriyle ilişkili üç ana biçiminden söz edilir: Bütün başın içinde tam bir ağrı­nın görüldüğü olgular, yüzeysel nitelik­te ağrının bir duyu siniri boyunca yayıl­dığı olgular ve başın genellikle...
SOĞUK ALGINLIĞI VE NEZLE Soğuk algınlığı ve grip sık sık birbi­riyle karıştırılan iki ayrı hastalıktır. Her iki hastalığın da etkeni virüslerdir. Bazı belirtilerinin benzer olmasına karşın gribi, birçok tipi bulunan belirli bir vi­rüsün yol açtığı hastalık olarak tanımla­mak daha doğru olur. SOĞUK ALGINLIĞI YADA VİRÜS NEZLESİ Soğuk algınlığı çeşitli virüslerin etken olduğu bir üst solunum yollan enfeksi­yonudur. Bu virüsler...
Genellikle çocukluk çağında ortaya çıkan suçiçeği, çok yaygın görülmekle birlikte ağır belirtilere yol açmayan vi­rüs kökenli bir bulaşıcı hastalıktır. Ti­pik döküntüler, deride içi sıvı dolu ka­barcıklardan oluşur. Çok bulaşıcı olan bu hastalığa hafif genel belirtiler de eş­lik eder. NEDENLERİ Suçiçeğinin etkeni, herpes grubundan bir virüstür. Uçuk (herpes simplex) virüsüne çok benzeyen ve herpesvirus varicella ya da varicella zoster adlarıyla...
SAFRA TAŞLARI Safra taşları, safrayı oluşturan maddelerin safrakesesinde çökmesiyle oluşur. Safrayı oluşturan bazı madde­lerin çökerek taş oluşturmasının ne­denlerini anlayabilmek için önce saf­ranın yapısı ve safrake sesinin işlevleri konusunda bilgi edinmek gerekir. SAFRA Safra suyun yam sıra safra asitleri, fosfolipitler, kolesterol, bilirubın gibi organik ve elektrolitler gibi organik sinler gelişmiş ülke insanlarında safra) taşlarının sık görülmesinin başlıca ne­denlerden biri...
Keneler: yaklaşık 35 000 türü bulunan eklembacaklı takımı {Acarı ya da Acarina). Çoğunun boyu 1 mm’den küçük olduğu için, öbür eklembacaklıların sığamaya-cağı yerlerde rahatlıkla yaşayan keneler takımı üyeleri genellikle karada yaşarlarsa da, su altında yaşayan türleri de vardır. Türlerin çoğu insan sağlığına ya da ürünlere zararlı böceklerdir. Keneler takımı üyelerinde örümcek ve yengeç gibi eklembacakîılardaki tipik gövde yapısının ön...
TANSİYON (YÜKSEK TANSİYON) Yüksek tansiyon (hipertansiyon) te­rimi atardamarlardaki büyük kan basın­cının 150 mmHg (mm cıva basıncı), küçük kan basıncının ise 90 mmHg’ye eşit ya da daha yüksek olduğu durum­larda kullanılır. Tansiyonu uzun süre­lerle bu değerlerin üstüne çıkan birey­lerde beyin, böbrek, kalp ve damar has­talıklarının daha çok görüldüğü ve ge­nellikle tansiyonu normal olanlara oranla yaşam süresinin daha kısa oldu­ğu kanıtlanmıştır....
ÜLSERLİ KOLİT:Ülserli kolit özellikle kalınbağırsağın son bölümleri olan sigmoit alt, düzbağırsağm (rektum) üst kısmını içeren bölgede çok sayıda yüzeysel ül-serleşmeyle ortaya çıkan bir hastalıktır. Bazı olgularda hastalıklı bölgenin mukoza dokusunda aşın hücre çoğalmasına bağlı olarak polipe benzer yapılar görülebilir. Ülserli kolit bütün ka­lınbağırsağı, bazen incebağırsağm son bölümü olan ileumu da etkileyebilir. Ama düzbağırsak ve sigmoit kolondan sonra en...
BEYİN TÜMÖRLERİ: Kafaiçi tümör dendiğinde, anatomik ve klinik açıdan kafatası boşluğunun içinde gelişen ve beyin dokusuna yerle­şen ya da beyne dışarıdan baskı uygula­yan bütün kütleler anlaşılır. Bunlar hem dar anlamda tümörleri (neoplaziler), hem granülomları (tüberkülom, gom), hem de asalak kistleri içerir. Kafaiçi tümörleri sinir dokusunun kendi unsurlarından ve bu doku dışın­daki unsurlardan (damar ve beyin zarı tümörleri) kaynaklanabilir. Başka...
Ürtiker denince ne anlaşılır? Ürtiker deride şiddetli kaşıntı yapan küçük kızanklık ve kabarıklıklardır. Belli bir bölgede görülebileceği gibi bütün vücuda yayıldığı da olur. Yüzde anjiyonörotik ödem ya da Quincke ödemi biçiminde görülür. Mukozalarda görülme­si özellikle tehlikelidir, çünkü glottis ödemi boğulmaya neden olabilir. URTİKER Kurdeşen olarak da bilinen ürtiker bir deri hastalığıdır. Belirleyici özelliği yoğun kaşıntının eşlik ettiği deri dökün­tüleridir....