Prof. Dr. Canan Karatay: Bir meyve yersen 5 kilometre koş

Prof. Dr. Canan Karatay: Bir meyve yersen 5 kilometre koş

Prof. Dr. Canan Karatay, “Bir meyve yersen 5 kilometre koş ki toksik etkisini vücuttan atabilesin. Tarım zehiriyle yüklü meyveleri yemeyeceksiniz.” dedi.

Prof. Dr. Canan Karatay, Yargıtayın kuruluşunun 150. yılı etkinlikleri kapsamında Yargıtay Konferans Salonu’nda “Şeker en tatlı zehirdir” konulu konferans verdi.

Yargıtay daire başkanları, üyeler ve personelin katıldığı konferansta Karatay konuşmasına, 3 beyaz, yani işlem görmüş rafine unlar, toz şeker ve rafine sofra tuzlarından uzak durulması uyarısıyla başladı.

Şekerin hayatları mahvettiğini, şekerli içeceklerin, gebelere yapılan şeker yüklemesinin bütün hücrelere zarar verdiğini dile getiren Karatay, şekerin, şeker hastalığı, obezite, alzaymır, depresyon, parkinson, kanser hastalıklarına neden olduğunu vurguladı.

Gebelikte şeker tespiti için yapılan şeker yüklemesi yöntemini eleştiren Karatay, “Şimdi gebelere şeker yüklemesi yapıyorlar. Karaciğer yağlanmasına, alzaymıra, obeziteye neden oluyor. Bu yasaklanmalıdır. Zavallı kadınlara bu yüklenir mi? Şeker hastalığı tespitinin başka yolları var.” diye konuştu.

Ekmeğin de en tatlı zehir olduğunu, beyni uyuşturduğunu, vücuttaki trigliseriti yükselttiğini, sık sık acıktırdığını belirten Karatay, rafine unlarda aminopeptin şekeri bulunduğunu, insan metobolizmasında bunu hazmedecek enzim olmadığını ifade etti. Karatay, “‘Ekmek kutsal değil mi, yemeyecek miyiz?’ diyorlar. Yemeyeceksiniz kardeşim. Ekmek yenmeyecek.” dedi.

Karatay, üç beyazın neden olduğu hastalıkların genetik değil, tamamen önlenebilen hastalıklar olduğunu vurgulayarak, bu tür hastalıkların son 20-30 yıl içinde mantar gibi arttığını söyledi. Canan Karatay, mikrobik salgınlarla mücadele için kurulan Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) bile şu an obeziteyle mücadele ettiğini anlattı.

Gençlerin vücut yapmak için kullandıkları proteinlerin de zararlı olduğunu dile getiren Karatay, her türlü meyvenin vücutta trigliseriti yükselttiğinin altını çizdi ve şu uyarılarda bulundu:

“Meyve yenmeyecek, bitti. Merak etmeyin aç kalmayacaksınız. Ben tüccar değilim, üretici değilim. Hekim ve sağlıkçı olarak konuşuyorum. Meyve şekeri de çocukların karaciğerini yağlandırır. Çocuklar şimdi şişman. Alkol mü, bira mı içiyorlar? Hayır. Ekmek, dondurma, tost, cips, makarna, gofret yeyip, kola, buzlu çay içiyor.

Gut hastalığı şeker zehirlenmesinin belirtisidir, sebebi kırmızı et değildir. Meyve suyu ve fruktoz gut hastalığının nedenidir. Taze sıkılmış dahi olsa meyve suyu içilmeyecek. Alzaymırın, otizmin, parkinsonun, felcin, eklem ağrılarının temeli göbeğin genişlemesidir. Göbekteki yangını söndürmek elimizde. Ekmek yemeyeceğiz.

Rafine tuzlardan da uzak duracağız. Bu sofra tuzları, rengi açılsın diye içine kimyasallar eklenmiş, akışkan olsun diye alüminyum eklenmiş tuzlardır. Kristal kaya tuzu rafine olmamıştır. Kristal olarak kullanılır. Sağlık kaynağıdır, saftır, mineral topluluğudur. Kristal kaya tuzu ömrü uzatır. Bu tuzu suya katıp sabah akşam gargara yapın, hastalanmazsınız.”

“İbni Sina günde 2 öğün önermiş”

Tıp Kanunu kitabı Avrupa’da tıp mekteplerinde okutulan İbni Sina’nın günde 2 öğün yemek yenilmesini önerdiğini aktaran Karatay, “2 öğün sağlıktır, 3 öğün hastalıktır. Senelerce araştırıldı. Size 11 asırdır olan lafları anlatıyorum. Endüstrinin oyuncağı olmayın. Spor salonları, yüzme kursları yerine çıkın dışarı hareket edin.” önerilerinde bulundu.

Bir insan vücudunun 24 saat içinde yalnızca 5 gram şekere ihtiyaç duyduğunu söyleyen Karatay, bunun fazlasının kanser hücrelerini beslediğine vurgu yaptı.

Canan Karatay, “Peki ne yiyeceğiz diye soranlara müjde” diyerek, su, doğal köy tereyağı, soğuk sıkım zeytinyağı, köy tavuğu, köy yumurtası, peynir, kelle paça, ayak paça, kemik suyu, kırmızı et tüketilmesini önerdi. Kelle, ayak paçanın bütün vücudu dinçleştirdiğini, bu bulunamıyorsa kemik suyu içilmesinin önemli olduğunu anlatan Karatay, “Kemiği kaynat, her sabah limonla suyunu iç. Bak bakalım hastalık kalıyor mu?” dedi.

“Turp yerseniz, turp gibi olursunuz”

Turp, fıstık, havuç, lahana, karnabahar gibi sebzelerin faydalarına da değinen Karatay, “Turp yerseniz turp gibi olursunuz. Doğal probiyotiktir, ömrü uzatır.” diye konuştu. Bu sırada salondakilerden birinin “Ne kadar yiyelim hocam?” sorusu üzerine Karatay, “Yiyebildiğin kadar ye kardeşim, herkesin bünyesi farklıdır.” karşılığını verdi.

İbni Sina’nın 10 asır önce “Turp tarlasından geçseniz bile sağlıklı olursunuz.” dediğini aktaran Karatay, şöyle devam etti:

“Yeni bir şey keşfetmiş değiliz. Asırlar önceki bilgileri anlatıyorum. Havuç, lahana, karnabahar doğal probiyotiktir. Uzun ve sağlıklı yaşarsınız. Kanseri önler. Fıstık yerseniz, fıstık gibi olursunuz ama ithal olmayacak. Yerli kuruyemişleri istediğiniz kadar yiyin. Şu kadar, bu kadar, bir avuç demem, bunlar şehir efsanesi. Eskiden yerli malı haftasında bize ‘Fındık, fıstık çıtır çıtır, hem kan yapar hem ısıtır’ derlerdi. Şimdi çocuklar cup kek götürüyor. Kuruyemiş, dinçleştirir, güzelleştirir.

Kurubaklagillerin yerli olanlarını bulun. İthal, GDO’lularını yemeyin. Kurubaklagiller tahıl değildir. Şimdi herkes ‘Meyve yemeyecek miyiz?’ diye soruyor. Bir meyve yersen 5 kilometre koş ki toksik etkisini vücuttan atabilesin. Tarım zehiriyle yüklü meyveleri yemeyeceksiniz. Elmalarda mineral kalmamış. Çocuk başı gibi elma olmaz. Onun için yemeyin. En sağlıklı meyve zeytindir. En sağlıklı meyve suyu zeytinyağıdır. Soğuk sıkım, işlem görmemiş doğal zeytinyağı için. Soğuk sıkım zeytinyağının ana sütünden farkı yoktur. Yağ değildir, zeytin meyvesinin suyudur ve yetişkinlerin ana sütüdür. Zeytin altındır, zeytinyağı altın suyudur.”

Salondakilerin sorularını da yanıtlayan Karatay, “Sayın Cumhurbaşkanımıza bu anlattıklarınızı bir rapor halinde sunsanız çok faydalı olur.” denilmesi üzerine, “Görüşüyoruz zaten. Emine Hanım ile çok iyi görüşüyoruz. Bu işler yavaş yavaş oluyor. Milli Eğitim Bakanlığının düzenlediği etkinliklerde öğrencilere bu bilgileri aktarıyorum.” dedi.

Kahvaltıda ne yediği de sorulan Karatay, “Bunu bana her zaman sorun. Kahvaltıda kemik suyuna yarım limon koyup kaya tuzu ekleyip içiyorum. Sonra tereyağlı yumurta, peynir, Allah ne verdiyse.” diye konuştu.

“Çözüm çok önemli”

Karatay, bir gazetecinin, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Sağlık ve Gıda Politikaları Kurulu’na ‘Biri çıkıyor ekmek yiyin diyor biri de yemeyin diyor. Biri yağı için diyor diğeri başka bir şey. Vatandaşın kafası karışıyor, bu işi çözün.’ talimatı verdi. Siz ne diyorsunuz?” sorusuna “Ben de çözelim diyorum.” yanıtını verdi.

“Çözelim dediniz ama sizce nasıl çözülür?” sorusuna karşılık Karatay, “Çözüm çok önemli. Bir devlet politikası olması lazım. Çözüm de yavaş yavaş başlamış durumda. Okullarda gazlı içecekler artık satılmıyor. Milli Eğitim ve Sağlık bakanlıklarının katkısı olması lazım. Okullara paketli gıda girmeyecek, çocuklara paketli gıda verilmeyecek. Gençlerimiz hastalanmayacak. En önemli çözüm de gebelere şeker yüklemesi yapılmayacak.” ifadesini kullandı.

Bu konuda mutlaka tedbir alınması gerektiğini vurgulayan Karatay, gençlerin ve çocukların sağlıklı beslenmesinin şart olduğunu belirtti. Karatay, “Milli Eğitim Bakanının, Sağlık Bakanının ve Sayın Cumhurbaşkanımızın buna mutlaka ön ayak olmasını istiyorum.” dedi.

Konferansın ardından Karatay’a Yargıtay tarafından plaket ve çiçek verildi. Karatay, personelle fotoğraf çektirdi.

AA

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Etiketler: , , ,

Yorum Yaz