Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
°C

Kadın Üreme Organı Hastalıkları Ve Tedavisi

27.01.2018
1.073
A+
A-

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kadın Üreme Organı Hastalıkları Ve Tedavisi

Kadın Üreme Organı Hastalıkları Ve Tedavisi

 Adet Düzenindeki Bozukluk:

                  Adet, beyindeki hipofiz ve hipotalamus bezleri, iç üreme organlarından yu­murtalıklar (överler) ve uterusun birlikte, biribirini etkilemesi sonucu mey­dana gelen vajinal kanamadır. Bu normal bir olaydır. Genellikle 21 -35 gün­de bir görülür. 3-5 gün devam eder.

                 Genç kızda yaklaşık olarak 11-14 yaşlarında başlar (menarş) ve 46-50 yaşlarında son adetin görüldüğü devreye dek sürer. Sık görülen adet bozuk­lukları şunlardır:

Adet Görmeme (Amenore): Kadının beklediği adetin olmamasıdır. Me- narştan önce, gebelik süresince, emzirme süresinde ve menapozdan sonra­ki amenore, hastalık olmayıp normaldir. Hastalık kabul edilebilecek amenoreler şu durumlara bağlı olabilir:

  • Yumurtalıkların iyi çalışmaması, yumurtalık kistleri ve iltihapları,
  • Beyindeki hipofiz ya da hipotalamus bezlerinin iyi çalışmaması, bu bez­lerdeki bir ur yine amenoreye neden olabilir,
  • Tiroid ya da böbreküstü gibi bezlerin iyi çalışmaması ya da bu bezlerde bir urun olması,
  • Vücudun genel hastalığı, örnek: ileri derecede anemi (kansızlık), tüber­küloz gibi,
  • Doğuştan üreme organlarının yokluğu ya da şekil bozukluğu,
  • Kronik (uzun süre devam etmiş) pelvik iltihap,
  • Ruhsal (psikolojik) nedenler (yatılı okula başlama, memleketten ayrıl­ma, vb.).

Anormal Adet Kanamaları: En çok şu şekillerde görülür:

  • Adet kanamasının uzun sürmesi ve miktarının fazla olması (menoraji),
  • Adetlerin düzensiz aralıklarla olması (metroraji),
  • Adet kanaması miktarının fazla olması ile birlikte ara kanaması (meno- metroraji),
  • Devamlı kanama.

Bu tür adet kanamaları şu durumlarda sık görülür:

__Endometrial ve Servikal Polip.

__Endometriozis.

__Over Tümörü.

     Miyom, endometrial ve servikal polipler, pelvik iltihap, överdeki kistler, endometrium dokusunun normal yeri olan uterus boşluğundan başka bir yerde yerleşmesi (endometriozis) sıklıkla adet miktarının artmasına ve ara kanamalarına neden olur. Bunlardan başka vajen iltihapları (vajinit), serviks iltihapları (servisit), servikste yara (erezyon), endometriumun iltihabı (en- dometrit), üreme organlarının aşağı-doğru yer değiştirmesi (prolapsus), uterus gövdesinde ya da servikste mevcut kanser de yine yukarıda tanımla­nan türde adet bozukluklarına neden olur.

Ağrılı Adet Görme (Dismenore): Adet görme, bir kadının normal günlük yaşantısını etkilemeyecek kadar hafif bir rahatsızlık hissi yapabilir.

Eğer bu rahatsızlık hissi, kasık, bel ve pubis üzeri bölgelerde kramp şeklin­de aşırı ağrıya neden oluyorsa buna ağrılı adet (dismenore) denir.

Ağrılı adet şu nedenlere bağlı olabilir:

  • Ruhsal (psikolojik) nedenler,
  • Uterus doğuştan normalden küçük ise,
  • Uterusun pozisyonu arkaya dönük ve yapışık ise,
  • Kronik (uzun süren) pelvis içi iltihabi hastalığında,
  • Endometrium tabakası normal yeri olan uterus içinden başka bir yere yerleşmiş ise,örneğin uterus kası içine, överlerin üzerine, tüplere ya da karın boşluğunda,
  • Uterus miyomlarında,
  • Over tümörlerinde (urlarında).

Vajinal Akıntı:

                 Her kadında normalde bir miktar renksiz, kokusuz, kaşıntı yapmayan vajinal akıntı olur. Bu akıntının miktarı özellikle adet görmeğe yakın ve adetten sonra biraz artar. Gebelik süresince ise akıntı miktarı daha da artar ki bu normaldir.

                 Eğer vajinal akıntının özellikleri yukarıda belirtilenlerden farklı ise o zaman bir hastalık olabilecek vajinal akıntıdan söz edilir.

Hastalık belirtisi olan vajinal akıntı genellikle devamlı olur. Fena bir kokusu olabilir. Sıklıkla vajen ve perinede kaşıntıya neden olur. Bu akıntıyı yapan nedene göre akıntının rengi beyaz, sarı, koyu sarı, yeşil, kahverengi ya da kanla karışık olabilir.

                  Akıntının görünümü çeşitli hastalık durumlarında farklıdır, örneğin: beyaz, sulu, koyu iltihabi, köpüklü ya da peynirlmsi olabilir.

                  Şu hastalıklarda vajinal akıntıya sık rastlanır:

                  Pelvik iltihap, serviks iltihabı, servikal erezyon, vajen iltihabı, serviks kan­seri, vajen kanseri, endometrium kanseri, överlerin normal çalışmadığı du­rumlar, kadın üreme organlarının aşağı doğru yer değiştirdiği durumlar (prolapsus).

Serviks Hastalıkları:

 Serviks Erezyon: Bu serviksi normalde örten tabakanın kaybı sonucu nor­malde bulunmayan bir tabakanın serviks dış ağzı çevresinde bulunmasıdır.

Belirtiler:

  • Hiçbir belirti vermeyebilir,
  • Vajinal akıntı,
  • Bazen kanlı akıntı, sıklıkla da cinsel temastan (koitus) sonra kanama,
  • Muayene sırasında dokunmakla kanama olabilir.

            Tanı, vajinal spekülüm muayenesinde serviksin dış ağzı etrafında kırmızı düzgün olmayan bölgenin görülmesiyle konulur.

            Ayırıcı tanıda; vajinal kanlı akıntı, cinsel temastan sonra kanama ya da do­kunmakla kanama olan erezyonlarda servi kal kanser şüphesi de akla gel­meli ve bunun için Pap Smir (kanser hücresi tetkiki için) alınmalıdır. Eğer smir sonucu normal gelir ve erezyon iltihapsız, temiz, kanama belirtisi ver­meyen bir erezyon ise böyle vak’alarda rahim içi araç uygulanabilir.

Serviks İltihabı (servisit);

            Serviksin çeşitli mikroplarla, trikomonas ya da mantarların etkisi ile iltihaplanmasıdır. İyi olmayan şartlarda yapılan do­ğumlar, çok sayıdaki doğumlar, genel temizlik kurallarına uyulmayan du­rumlarda sık görülür.

Belirtileri:

            Vajinal akıntı, ağrı ve bazen ateş olabilir.

Serviks iltihabı iki şekilde görülür:

Akut İltihap:

             Ani bir şekilde başlayıp şiddetli şekilde aynen devam eder. Muayenede serviks kırmızı, şiş ve akıntılıdır. Hareketleri ağrılıdır. Hemen tedavisi gerekir.

Kronik İltihap:

             İltihap uzun süredenberi devam ediyordur. Serviks doku­sunda da değişiklikler meydana gelmiştir. Muayenede serviks normalden büyük, bazen kırmızı, çoğu kez de soluk renktedir. Akıntı mevcuttur. Ser­viks hareketleri ağrılı olabilir.

             Akut servisitin genellikle ilaç tedavisi ile düzelmesine karşın, kronik servi- sitte önce ilaç tedavisi denenir. Sonuç alınmazsa cerrahi olarak serviksin iltihaplı kısmı çıkartılır.

Serviks iltihaplarında rahim içi araç uygulanacak ise kesinlikle tedaviden sonra uygulanmalıdır.

Servikal Polip:

             Polip, serviksin dış ağzından gözüken küçük et parçası gibi çıkıntılardır (urlardır). Çoğu kez dokunmakla kanarlar. Vajinal akıntıya se­bep olurlar. Adet düzensizliği, ara kanamaları yapabilirler.

             Cerrahi olarak serviks teki polipler çıkarıldıktan sonra bu kadınlara RİA ko­nulabilir, polip varken RİA ugulanırsa kanamaya neden olur.

Serviks Kanseri:

             Kadınlarda sık görülmeyen ancak çok tehlikeli bir hasta­lıktır. Nedeni bilinmemekle beraber 30-40 yaşları arasında, çok doğum ya­panlarda, çok erken evlenenlerde ve birden fazla kişi ile cinsel temas yapan­larda sık görülür. Serviks kanseri çok erken teşhis edildiğinde büyük ölçüde tedavi edilebilir bir kanser türüdür. Ancak geç kalınan vak’alarda sonuç ölümle biter.

            Toplumda kadınlara sağlık eğitimi yapılırken bu kanserin erken belirtileri öğretilmeli ve bunlar görüldüğünde doktora vakit kaybetmeden baş vurma­ları öğütlenmelidir.

            Bunun dışında sağlam kadınların belli aralıklarla yapılacak jinekolojik mua­yeneleri ve smir taramaları da erken tanı için çok önemlidir.

Serviks kanserinin belirtileri:

  • Genellikle kanla karışık vajina akıntı,
  • Adet düzensizliği,
  • Cinsel temastan sonra kanama.

            Tanı, pelvik muayene (jinekolojik muayene) ve smir incelemesi ile konulur. Bir hastada servikal kanser şüphesi bile olsa RİA kesinlikle uygulanmaz, hemen kesin tanı ve tedavi için doktora gönderilir.

Uterus Urlan (Polip ve Miyomlar) :

Uterin Polip:

           Uterus içini döşeyen tabakadan, endometriumdan kök alan küçük bazen de serviks dış ağzından görünecek kadar uzun olabilen etsi çıkıntılardır. Tanı koymak güçtür. Polipi olan hastalarda düzenli ancak fazla kanamalı adetler, uterusta kramp şeklinde ağrılar, adetler arası kanlı akıntı gibi belirtiler görülür.

           Polipden şüphe edilen durumlarda rahim içi araç uygulanmaz. Hasta cerra­hi müdahale ile kesin tanı ve tedavi için doktora gönderilir.

Uterus Uru (Miyom):

           Bu uterusun muhtelif yerlerinde yer alan, iyi huylu urlara verilen isimdir. Uterusun başlıca şu kısımlarında görülebilir.

           Uterus miyomu olan hastada, vajinal akıntıda artma, düzensiz, arası kısal­mış, süresi uzamış adetler, kasıklarda ağrı, ağrılı adet, sık idrar yapma önemli belirtilerdir. Kadının yaşı geldiği halde menapoza girmez.

           Muayenede: Normalden büyük, sert ve gayri muntazam bir uterus ele ge­lir. Miyom düşünülen bir uterusa kesinlikle RlA uygulanmaz. Hasta doktora gönderilir. Eğer uygulanırsa kanamalara ve ağrıya neden olur.

Kadın üreme Organlarının Yer Değiştirmesi:

           Normalde uterus, mesane üzerine, öne devrik (antevert), korpusu ile kollu­mu arasında açıklığı öne bakan bir açı vardır (antefleks).

Uterusun Bir Yana Devrilmesi:

           Genellikle tıbbi yardımdan uzak, çok do­ğurmuş kadınlarda uterus, normal pozisyonunu’ değiştirir, şu durumları alabilir:

  • Düz,
  • Arkaya dönük (retrovert),
  • Sağa ya da sola devrik.

            Tüm bu durumlar uygun vajinal muayene ile anlaşılabilir.

            Uterusun pozisyonunun iyi değerlendirilmesi, rahim içi araç uygulanma­sında çok önemlidir. Çünkü, rahim içi aracın uygulayıcısına ve tek dişli tenakuluma, uterusun pozisyonuna uygun olarak yön verilip araç bu şekilde uterusun içine itilir. Uterus pozisyonuna uygun yapılmayan uygulamalarda uterus kasını delme olasılığı vardır (perforasyon).

Uterusun Tümü ile Aşağıya Doğru Yer Değiştirmesi (Desensüs, Prolapsus):

           Bu durum da yine tıbbi yardımdan uzak, kendi kendine çok doğum yapmış kadınlarda sık görülür.

           Uterus prolapsusunda genellikle aşağıya doğru yer değiştiren sadece ute- rus olmayıp, önde mesane, arkada rektum da aşağıya doğru yer değiştirir. Bu duruma sisto – rektosel denir. Uterus prolapsusu ve sisto-rektoselde görülen belirtiler şunlardır:

  • Adet düzensizliği,
  • Vajinal akıntıda artma,
  • Kasık, bel ağrısı.
  • Gülerken, öksürürken idrar kaçırma,
  • Kabızlık,
  • Vulvada kitle hissi ya da aşağıya doğru çekilme hissi.

            Uterus prolapsusu ve sisto-rektosel, rahim içi araç uygulanmasına engel değildir, gerekirse uygulanabilir. Ancak yukarıda belirtilen derecelemede 2 inci ve 3 üncü derecede kadının önemli bir hastalığı olduğundan önce bu cerrahi olarak düzeltilmelidir. 1 inci derecede ise çok önemli belirtiler yoksa RİA uygulanabilir.

 Pelvis İçinin İltihaplı Hastalığı (Pelvik İltihap):

Bu, genel olarak iç üreme organlarının tümü ile iltihaplanmasıdır. Çok teh­likeli bir durumdur.

Sıklıkla överler, tüpler, uterus çevre dokusu, endometrium, pelvis içindeki periton (karın zarı) iltihaplanır.

İki türlü gözükür:

__       Birinci şekil, akut yani ani başlar, çok şiddetli belirtiler gösterir,

__        İkincisi ise kronik (uzun süren) şeklidir.

            Pelvis içi iltihaplı hastalığı hemen tanı konulup tedavi edilmezse olay çok hızlı ilerler, çeşitli komplikasyonlara neden olur. Hafif vak’alarda yeterli te­davi yapılmazsa hastalık kronikleşir ve yine çeşitli komplikasyonlara yol açar.

Pelvis içi iltihaplı hastalığının belirtileri şunlardır:

  • Yüksek ateş,
  • Bazen kanla karışık, iltihaplı vajinal akıntı,
  • Adet düzensizliği,
  • Kasıklarda şiddetli ağrı, karında yaygın hassasiyet.

Muayene bulgusu:

  • Servikste iltihaplı akıntı vardır,
  • Uterus hareketleri çok ağrılıdır,
  • 38 derece civarında ateş vardır,
  • Yumurtalık sahaları (adneksler) dolgun ve hassastır,
  • Tüm karında yaygın hassasiyet vardır.

            Tüm bu belirti ve muayene bulgularında pelvik iltihap düşünülür. Hasta ke­sin tanı ve acil tedavi için hemen doktora gönderilir.

            Pelvis içi iltihaplı hastalığı olan hastaya RİA kesinlikle konulmaz, çünkü RİA etkisiyle iltihap daha da şiddetlenip yayılır. RİA ancak tam tedaviden sonra uygulanır.

 

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.