Hangi eti yiyoruz?

Hangi eti yiyoruz?

10 Aralık tarihinde yayımladığımız “Yediğiniz Et, Ya Gerçek Et Değilse?” sorusunu merkez alarak hazırladığımız “Hangi Kırmızı Et?” isimli araştırma dosyamızda kırmızı etteki tehlikelere özellikle dikkat çekmiştik. İthal ve ucuz etlerde çok sık karşımıza çıkan hormon, antibiyotik, GDO gibi birçok tehlikeyi incelemiştik.
Aşağıdaki rakamlara baktığımızda, Türkiye’nin var olan et talebini karşılayamadığı ve geleceğe dönük olarak da karşılayamayacağı aşikar. O halde, tüketiciye büyük görev düşüyor:
Ülke gündemini en çok meşgul eden konuların başında “kırmızı et” geliyor. Hangi ülkelerden ithal ediliyor, hangi analizler ve kontrollerden geçiriliyor, ne şekilde taşınıyor, saklanıyor ve neden ‘ucuz’, gibi birçok soru akıllara geliyor. Bir kasap veya markete gittiğinizde satın aldığınız etin hangi ülkeden, hangi şirketten getirildiği, hangi şartlar altında üretildiği konusunda ne kadar bilgi sahibisiniz? Ya da satın aldığınız sosis-sucuk-kavurma gibi işlenmiş etlerin içine ucuz et karıştırılmadığından emin misiniz?

İşte rakamlarla Türkiye’deki kırmızı et gerçeği:
• 26: Türkiye’nin et ve hayvan ithal ettiği ülke sayısı. 11 ülkeden ise doğrudan karkas, yani kesilmiş et ithal ediliyor. Bu ülkelerdeki firmaların önemli bir bölümü uluslararası alanda sığır, manda, domuz ve beyaz et alıcısı. Yani Türkiye’ye sattıkları etleri, faaliyet gösterdikleri ülkeden temin ettiklerine dair bir garanti yok.
• 12.5 kg: Türkiye’de üretilen kırmızı etin kişi başına düşen miktarı. Yalnız ülkemizde yaşayan milyonlarca göçmen ve 30 milyon turist bu hesaba katılmıyor. Bu rakamlar da katıldığında kişi başına düşen et miktarı büyük ölçüde azalıyor.
• %40: Özel sektör için 2018 yılı sonuna kadar geçerli olan, karkas etteki vergi oranı. Bu rakam geçtiğimiz sene %135 iken, ithalatı artırmak için düşürüldü. Bu nedenle, Et ve Süt Kurumu’nun resmi ithalatı olmadığı halde Gürcistan ve Irak da karkas ithalatında üst sıralarda yer alıyor. Özel sektör, yaygın olarak bu iki ülkeden et alıyor.
• 426.000: Türkiye’de 2016 yılında kasaplık hayvan ithalatının %177’lik bir artışla ulaştığı rakam. 2017 verileri açıklanmadığı için geçtiğimiz yıl hangi ülkeden ne kadar canlı hayvan aldığımızı bilmiyoruz. Ancak Hükümet, Temmuz ayında Gümrük Vergilerini düşürerek, Et ve Süt Kurumu’na 2017 yılı sonuna kadar 500 bin büyükbaş hayvan, 475 bin küçükbaş alma izni çıkardı. Yani canlı hayvan ithalatı 2 kattan fazla artıyor.
• 4 $: Kurban bağışı yaptığımız Sudan’ın “size en iyi eti veririz” diyerek teklif ettiği et kilosu fiyatı.
10 Aralık tarihinde yayımladığımız “Yediğiniz Et, Ya Gerçek Et Değilse?” sorusunu merkez alarak hazırladığımız “Hangi Kırmızı Et?” isimli araştırma dosyamızda kırmızı etteki tehlikelere özellikle dikkat çekmiştik. İthal ve ucuz etlerde çok sık karşımıza çıkan hormon, antibiyotik, GDO gibi birçok tehlikeyi incelemiştik.
Yukarıdaki rakamlara baktığımızda, Türkiye’nin var olan et talebini karşılayamadığı ve geleceğe dönük olarak da karşılayamayacağı aşikar. O halde, tüketiciye büyük görev düşüyor: Güvenilir kaynaklardan gerekli test ve analizleri yapılmış etler almak, hepimizin birinci önceliği olmalı..

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ

Etiketler:

Yorum Yaz