GRİP VE İNSANA ETKİSİ

GRİP VE İNSANA ETKİSİ

Çocukluk yaşlarında en sık görülen hastalık grubu, Akut Solunum Yolları Enfeksiyonları'dır. Bu hastalıkların çoğu virüs kaynaklı olup en çok bilineni ve toplumun sağlığını en yakından ilgilendireni "İnfluenza" virüslerinin se­bep olduğu grip hastalığıdır. Bulaşıcılığı yüksek olan bu hastalığın her yıl meydana getirdiği sal­gınlar kişileri hasta ederken toplumlara da eko­nomik yük getirmektedir. 

Tarihteki en tesirli hastalık olma özelliğini hâlâ muhafaza eden bu enfeksiyon, her yıl mil­yonlarca insanı esir almakta, tıb­bın ise burada eli kolu bağlı kalmaktadır. Bu inatçı has­talık yüzünden milyonlarca saat iş kaybı ortaya çık­makta ve okullarda başarı­sız olan öğrencilerde psiko­lojik rahatsızlıklar baş gös­termektedir. Salgın hastalık­ların faturası ağır olup bir salgında 12 hafta içerisinde 26 bin kişinin ölümüne yol açan grip hastalığı sebebiy­le sadece ilaçlar hesaba ka­tıldığında İngiltere'de sağlık servislerine 133 milyon ster­linlik fatura bırakmaktadır.

İlim adamları grip vi­rüsünü 60 sene önce ta­nımışlar ve insan hücreleri­ne nasıl tesir ettiği, bulaştığı konularında birçok ilerleme kaydedilmiştir. Ancak, bunca gelişmiş teknoloji ve sağ­lık bilgisine rağmen, gribin kökünün nasıl kurutulacağı hâlâ bilinememektedir.

1918 yılında 25 milyon insanı öldürüp en korkunç mikrop olarak tarihe geçen grip, bununla da iktifa etmeyerek 1957'de, "Asya Gribi" adıyla 1 milyon insan öldürerek birinciliğini devam ettirdi. 1968'de Hong Kong'da 700 bin kişiyi öldüren grip, her seferinde değişik virüslerle gelip repertuarında pek çok çeşitli metodunun olduğunu göstererek doktorları kolaylıkla aldatabilmektedir. 

Buna rağmen grip uzmanı Dr. John Skehel "Artık grip hangi silahıyla ge­lirse gelsin, doktorların elin-de onu derhal tanıyacak bil­gileri ve araçları var" de­mektedir. Dr. Skehel, çey­rek yüzyılını grip virüsünü tanımak için harcayan bir hekim olup özellikle ilgilen­diği konu, gribin ne zaman, dünyanın neresinde, hangi özellikle ve ne biçimde çıka­cağı idi. 1987'den beriLondra'da Sağlık Araştırma Enstitüsü'nün müdürü olan Ske­hel, dünyanın değişik yer­lerinde 100'den fazla önem­li laboratuarda incelemeler ve araştırmalar yaptı.

Dr. Skehel ve diğer grip uzmanı doktorlar, grip virüsüne karşı en güçlü si­lahın protein olduğunu söy­leyerek, hususiyetle Hemaglutinin proteininin kanda­ki alyuvarları güçlendirdiğini bildirdiler. İlk olarak 1933'de Christopher Andrewes ve Laidlaw grip virüsünü tesbit ettiler. Andrewes bu çalışmalarından dolayı 50 bin dolar mü­kafat aldi. 

Grip virüslerine "lnfluenza" ismiverildi ve A, B, C, olarak üç tipe ayrıldı. Bu gruplar da kendi aralarında yayıldığı yerlere göre isimlendirildi. Asya gribi, Afrika gribi gibi… Salgınların % 80'i İnfluenza A virüsünden kaynaklanmaktadır. 2-3 yıl­da bir patlama yapar. Bu virüsün en mühim ve benzersiz özelliklerinden birisi periyodik olarak değişime uğramasıdır.

Salgınları da bu antijenik özelliklerindeki ufak değişiklikler neticesi olmaktadır.

İnfluenza B virüsü, İnfluenza A virüsüne nisbeten daha küçük salgınlara ve daha hafif has­talığa sebep olur. İnfluenza C virüsünün de daha çok klinik belirti vermeyen hafif enfeksiyon yaptığı kabul edilmektedir. 

Dr. Skehel'in tesbitlerine göre influenza virüsleri insanlara sığır, kuş ve en çok domuzlardan geçer. Okul, kışla, fabrika, sinema gibi toplu yaşanan yerlerde bulaşma ihtimali çok fazladır. Virüsler dayanıksız kişileri yatağa düşürdüğü gibi, güçlü kişilere de tesir eder. Bu kişiler iyi beslenme ve istirahatla bir haftalık müddet içinde ayakta tedavi edilebilirler.

Virüs bulaşmış veya hasta kişinin öksürme, aksırma ve konuşma sırasında saçtığı ufak çaplı parçacıklar, İnfluenza virüsünün hassas kişilere bulaşmasında en mühim rolü oynar. Hastalığın kuluçka müddeti (mikrobun alındıktan hastalığın başlangıç belirtilerinin ortaya çıkmasına kadar geçen zaman) 18-72 saat arasında değişir.

Hastalık, hastaların zamanını kesin olarak tanımlayabileceği şekilde birden bire başlar. Boğazda düğümlenme, ağızda sulanma, burun çekme ve hapşırma görülür. Kurumuş bir boğaz ve yağmurlu bir burunla gelişir. Ateş, ürperme, ani titreme, baş ağrısı, halsizlik, kırıklık, iştahsızlık gibi belirtiler ön plândadır. Daha sonra ciğerlerinizde gürültülü bir öksürüğe dönüşür. En nihayet bütün vücudunuza yayılan ağrı, kaslarınızın zehirlenmiş gibi sızlamasına yol açar. Bu anda bunun sadece bir soğuk algınlığı olmadığını anlamakta çok geç kalmış olacaksınız.

Evet, karşınızda grip… Yaklaşık 1 hafta müddet ile aldığınız ilaçlarla mücadeleden zaferle çıkmasını bilecektir. Ancak, eğer yaşınız ilerlemişse ve ciddi bir hastalığınız varsa, virüs ciğerlerinizi o kadar zayıf bırakır ki öldürücü zatürre veya akciğer iltihabı geçirme tehlikesi iki kat artar.

En mühim fiziki belirti olan ateş bazen 41 dereceye ulaşabilir. Ateş umumiyetle devamlı olup ateş düşürücü kullanılırsa değişken olabilir. Hastalığın ikinci günü azalır ve üçüncü günü düşer.

Akut dönemlerde hasta dinlendirilir ve yeterince sıvı almaları tavsiye edilir.

Bu hastalıktan korunmak için en güzel yol hastalardan uzak durmaktır. Özellikle okul çocuklarında bu durum mühimdir.

Ayrıca İnfluenza A ve B virüsleri için geliştirilmiş grip aşıları piyasada bulunmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü her yıl ikisi A, biri B olmak üzere üç değişik tipte grip virüsü seçmekte ve aşı üreten firmalara verip aşı üretimini temin etmektedir.

Öyle anlaşılıyor ki zaman içinde bazı hastalıklar azalsa da, grip gibi birçok hastalıklar insan sağlığına tesir etmeye devam edecektir. Bu da, insanoğlunun ilim yoluyla şifa arayışı vazifesinin dünyanın sonuna kadar devam edeceğini göstermektedir. 

GRİP OLANLARA AŞI TAVSİYE EDİLİR Mİ?

Aşının koruyuculuk özelliğinin çok yüksek olmaması ve virüsün yapısında çok görülen değişiklikler sebebiyle aşı rutin olarak herkese tavsiye edilemez. Grip aşısı 65 yaş üzerindeki kişilere, dirençsiz hastalara ve yüksek riskli hastalara teması olan sağlık personeline, romatizmal kalp hastalığı, şeker hastalığı, müzmin akciğer hastalığı ve astmatiform bronşit gibi riskli çocuklara tavsiye edilmektedir.

Sıkça grip enfeksiyonu geçiren çocuklar ve hatta sağlam çocuklar bile bu aşıyı yaptırabilirler.

GRİP OLANLARA ASPİRİN VERİLİR Mİ? 

Grip olan çocuklara aspirin veya diğer salisilat türevi ilaçlar verilmemelidir. Çünkü bu, Reyno Sendromu denilen, çizgili kas felci ile kendini gösteren 12-16 yaşlarındaki çocuklara sıklıkla görülen ciddi bir hastalık ortaya çıkabilir. Gripte tedavi semptomatiktir. Yani şikâyetleri azaltıcı ilaçlar verilir. Koruyucu olarak antibiyotiklerin kutlanılması doğru değildir. Antibiyotikler ancak komplikasyon olarak grip üzerine bakteriyel enfeksiyonlar gelişirse kullanılır.

Facebook Yorum

Etiketler:

Yorum Yaz

CLOSE
CLOSE