web analytics

Kategori: HASTALIKLAR

Duchenne Musküler Distrofi (DMD) bir kas hastalığı olup en sık karşılaşılan kas hastalıklarının başında gelir. DMD, sadece erkek çocuklarında görülen bir kas hastalığıdır. DMD hastalığında kas fonksiyonu için gerekli olan temel proteinin eksikliği vardır. Bu proteinin olmaması dolayısıyla kaslar giderek zayıflar ve zayıflayan kasların yerine yağ dokusu gelir. DMD hastalığı teşhisi genellikle 2-5 yaşları arasında konulmaktadır. Birçok DMD hastası çocuk, büyümenin her aşamasında yaşıtlarında geri...
Psöriatik Artrit Hastalığı, halk arasında sedef hastalığı olarak bilinen cilt hastalığına maruz kalan insanların %20’sinde görülen eklem iltihabıdır. Bu hastalık birçok eklemde kendini gösterdiği gibi oluşan şikayetler de insandan insana değişiklik gösterebilir. Psöriatik Artrit, etkisini gösterdiği eklemin hasarlaşmasına neden olmaktadır. Bu yüzden Psöriatik Artrit Hastalığının erken tanısı ve tedavisi son derece önemlidir. Psöriatik Artrit Nedir? Bağışıklık sisteminin kişinin derisine saldırması sonucu ortaya çıkan psöriazis, toplum...
Kadınlarda her ay görülen adet kanaması hem kirli kanın atılmasını, hemde döllenmeyen yumurtaların atılmasını sağlamaktadır. Adet kanamasının süresi ve miktarı bünyeden bünyeye farklılık göstermektedir. Kimi zamanlarda adet kanamaları gecikebilir ya da kesilebilir. Bunların tam tersi adet kanama miktarında artış da gözlenebilir. Tüm etkenler değişik sebeplere bağlı olarak meydana gelmektedir. Adet kanamasının az olmasına hipomenore denilmektedir. Kanamaların azalmasının birincil nedeni yaşın ilerlemesidir....
En hayatı organımız beyindir.  Beyini tutan hastalıkların hepsi önemlidir. Ne yazık ki beyindeki bazı hasarların geri dönüşümü mümkün olamamaktadır. Bu yüzden bedendeki herhangi bir belirti önemsenmeli ne nedeni araştırılmalıdır. Beyinde anormal doku görülmesine beyin lezyonu adı verilir. Lezyonlar beynin bir bölgesindeki yıkımlardan veya gördüğü hasardan, travmalardan, iltihaplardan, ödemlerden kaynaklanabilmektedir. Beyin lezyonları beynin sadece bir bölgesinde veya beynin tamamında oluşabilir. Lezyonlar ilerledikçe hastalar...
Bazı hastalıklar organların çeşitli görüntüleme teknikleriyle incelenmesi sonucu çıkan belirtilerden anlaşılır. Beyin anlayıp karar vermemize, istemli hareketler yapmamıza ve tüm vücudu denetlemeye yarayan önemli ve hassas bir organdır. Vücudunun herhangi bir yerinde küçük olsa da değişiklikler fark eden kişiler bir sağlık kuruluşuna gitmeli ve ne olduğunu öğrenmelidir.  Röntgen, MR gibi görüntüleme teknikleriyle beynin içinde neler olduğunu görmek mümkündür.  Sinir sistemiyle...
Herhangi bir mevsimde ve birçok farklı sebeple vücudun bazı yerlerinde hassasiyet, kızarıklık ve kaşıntılar oluşabilir. Ulaşılabilen bir bölgede oluşan bir bölge kaşındığında kaşıyıp az da olsa rahatlamak kolay olsa da boğaz kaşıntısı daha sıkıcıdır. Çok ciddi sorunlardan kaynaklanmasa bile boğaz kaşınması bazen kendiliğinden geçebilir. Bazı kaşıntılar da tedavi gerektirir. Boğaz kaşıntıları çoğunlukla alerji kaynaklıdır.  Soğuk algınlıkları, grip, farenjit ve benzeri üst solunum...
Ayaklarımız istediğimiz zaman yer değiştirebilmemize yarayan organlarımızdır. Kan damarları ve sinirler tüm vücudu beslemek ve hareketini kontrol etmek için sarmaktadır. Ayaklar dışarıda olunan süre içinde ayakkabı veya terlikle korunsa da burkulma, düşme, yaralanma gibi olaylara açıktır. Ayak ve bacaklarımızın hareketi çizgili kaslarla sağlanır. Kasların çalışması bazı sebeplerden dolayı etkilenebilir,  kasılmalar veya kramplar olabilir.  Birçok kişi bacak ya da ayak kasılması durumunu, bunun...
Makatta kanama yaşanması makat kanserinden hemoroide kadar pek çok sebepten ötürü meydana gelebilen bir rahatsızlıktır. Makattan kan gelmesi rahatsızlığının yaşanmasının sebeplerinden bazıları şu şekildedir; hemoroid (basur, mayasıl), anal fistül, makat çatlakları ya da makat yırtıkları, kolon kanseri,  iltihaplanma, iltihabi bağırsak hastalığı, bağırsak sarkması ve dışkı kaçırma, kaşıntılı makat hastalığı, cinsel yoldan bulaşan hastalıklar, irrıtabil bağırsak sendromu ya da kalın bağırsak kanseridir. Makat kanamalarının görülmesinin en yaygın nedeni makatın içinde gözle görülmeyen bir yerde basur olması ya da makatın dışında görünür bir şekilde basurun bulunmasıdır....
Kulak tıkanıklıkları her yaştaki kişiler tarafından ve sık sık görülebilen bir rahatsızlıktır. Tıkanmaların kulakları hassaslaştırdığı ve ağrıya sebep oldukları da sık sık görülür. Kulak tıkanmaları basit bir nedenden meydana gelebileceği gibi işitme kaybına neden olabilecek bir durumun habercisi de olabilmektedir. Yabancı cisimler, enfeksiyonlar, alerjiler ve kulak kirleri seslerin iç kulağa ulaşmasını engellemektedir. Bunun yanı sıra gürültü ya da yaştan kaynaklanan etmenler de işitme kayıplarına neden olabilmektedir. Her ne sebepten meydana gelirse gelsin kulak tıkanıklıklarının uygun...
Anestezi İle İlgili Tüm Detaylar! Tıp bilindiği üzere her geçen gün geçtikçe daha gelişiyor. Peki biz bu gelişmeleri her zaman takip edebiliyor muyuz? Örneğin tıpta büyük keşiflerde olan anestezi’nin ne olduğunu ve türlerini kaçımız biliyoruz ? İşte anestezi ile ilgili detaylı bilgi; Anestezi; Çeşitli hastalıklarda hastalar için uygulanan cerrahi müdahalelerde ameliyat öncesinde ve ardından sonrasında hastaların herhangi bir ağrı duymamalarını sağlayan, konforu oluşturan, uygulanan girişimin tahammülünü artırmak için...
Günümüzde en sık görülebilen göz hastalıklarından biri de renk körlüğü rahatsızlığıdır. Bazı nedenlere bağlı olarak meydana gelebilen renk körlüğü rahatsızlığı genellikle tehlikeli bir göz hastalığı olmamakla birlikte tedavi edilmediği takdirde günlük iş ve sosyal aktiviteler gibi önemli aktivitelerin ciddi anlamda olumsuz etkilenmesine neden olabilmektedir. Daha çok erkeklerde meydana gelebilen renk körlüğü rahatsızlığının en belirgin niteliklerinden biri de hastanın bu göz...
Günümüzün en tehlikeli hastalıklar listesinde yer alan ciddi sağlık sorunlarından biri de beyin kanaması rahatsızlığıdır. Çeşitli nedenlere bağlı olarak meydana gelebilen beyin kanaması rahatsızlığı taşıdığı ciddi riskleri nedeniyle belirtilerinin görülmesi durumunda vakit kaybedilmeden tedavi edilmesi gereken bir rahatsızlıktır. Bazı belirtiler şeklinde etkilerini gösterebilen beyin kanaması rahatsızlığı erken müdahale edilmediği takdirde ölümle dahi sonuçlanabilmektedir. Dolaysıyla uzmanlar beyin kanaması rahatsızlığının oldukça tehlikeli...
Günümüzde görülebilen rahatsızlıklardan biri de kemik iltihabı rahatsızlığıdır. Bazı nedenlere bağlı olarak meydana gelebilen kemik iltihabı hastalığı taşıdığı bazı riskler nedeniyle belirtilerinin görülmesi durumunda mutlak olarak tedavi edilmesi gereken ciddi bir hastalıktır. Tedavi edilmediği takdirde çok daha ciddi hastalıkların meydana gelmesine neden olabilen kemik iltihabı hastalığı hakkında uzmanlar tarafından uyarılar yapılmakta ve bu ciddi hastalığın henüz ilk belirtilerinin görülmesi durumunda...
Sedimantasyon (ESR) sözlük anlamı olarak çökelme, tortu oluşması anlamına gelir. Pıhtılaşma özelliği önlenen kanda alyuvar hücrelerinin (eritrositler) dibe çökme hızının tespit edilmesi yönünde yapılan kan muayenesidir. Daha kısa bir ifade ile kandaki tortulaşma da denir. Yapılan bu teste (ESR) adı verilir. ESR Neye Yarar? Yapılan bu test ile alyuvarların (eritrosit) kandaki dibe çökme hızı ölçülmüş olur. Bu test sonucunda birçok hastalığa teşhis...
Erkeklerde 40’lı yaşlardan sonra ortaya çıkan prostat büyümesi, kişinin psikolojisini ve sosyal yaşamını etkileyen önemli bir sağlık sorunudur. Tuvalet alışkanlıklarında da değişikliklere neden olan prostat büyümesi, tedavi edilmediği takdirde kronik böbrek yetmezliği gibi ciddi durumlar ile sonuçlanabilmektedir. Memorial Kayseri Hastanesi Üroloji Bölüm Uzmanlarımız, yaşlanmaya bağlı olarak erkeklerde sık görülen prostat büyümesi ve alınması gereken önlemler hakkında bilgi verdi. Sık tuvalete gitme prostat...
PEPTİK ÜLSERLERİN CERRAHİ TEDAVİ YÖNTEMLERİ: Mide ve duodenumdaki peptik ülserlerin cerrahi tedaviyi gerektirdiği bazı durumlar vardır. Eğer yoğun ilaç tedavisine karşın ülser 6 hafta boyunca iyileşmeden kalmışsa, kanama gelişmişse, ülserde delinme olmuşsa, cerrahi tedavi zorunluğu doğmaktadır. Cerrahi tedavinin çeşitli yöntemleri vardır. Bunlar başlıca üç grup içinde incelenebilir. A) Vagotomi B) Gastrojejunostomi ve C) Subtotal gastrektomidir. Vagotomi, vagus sinirinin kesilmesi işlemine verilen...
MİDE ÜLSERİNİN TEDAVİ İLKELERİ: Mide ülserinin ilaçla tedavisinde kullanılan ilaçlar duodenum ülseri ile aynıdır. Ancak antikoîinerjik ilaçların mide ülseri tedavisinde kullanılmaması daha doğrudur. Çünkü bu ilaçlar midenin boşalmasını geciktirerek, mide asidinin daha uzun süre midede kalmasına neden olmaktadır.
YATIŞTIRICI İLAÇLAR VE DUÖDENUM ÜLSERİ: Yatıştırıcı ilaçların her ülser vakasında değişmez bir kural gibi kullanılmaması gerekir. Ancak gerçekten sinirli kişilere uygun dozlarda teskin ediciler önerilir.
HİSTAMİN H2 RESEPTÖRLERİNİ BLOKE EDEN İLAÇLAR VE DUÖDENUM ÜLSERİ: Bilindiği gibi midede histamin reseptörleri bulunmaktadır. Bu reseptörlerin histamin ile uyarılması sonucu, midenin asit salgısı artmaktadır. Antihis-tamin ilaçlar (simetidin) histamin, gastrin, kafein ve yemeklerin neden olduğu mideden asit salgılanması olayım baskı altına alıp midenin asit salgısını azaltırlar. Antihistaminik ilaçlar mide ülserlerinde, Zollinger-Ellison sendromun-da, peptik özofajitte ve stress {gerilim sonucu ortaya çıkan)...
ANTİKOIİNERJİK İLAÇLAR VE DUODENUM ÜLSERİ: Antikolinerjik ilaçlar, hem midenin asit salgılamasını azaltırlar hem de midenin hareketlerini azaltarak, midenin duodenuma boşalmasını geciktirirler. Bu iki etkinin toplamı olarak da duodenuma mideden gelen maddelerin hem asitliği azalmış olur, hem de azar azar gelirler. Bu da duodemım ülserlerinin iyileşmesine yardım eder. Ancak antikolinerük ilaçların mide ülserinde kullanılmaması gerekmektedir. Midenin boşalmasını geciktirdiklerinden, asit maddelerin daha...
ANTİASİT İLAÇLAR VE DUODENUM ÜLSERİ: Antiasit ilaçlar midenin asiditesini düşürücü etkiye sahiptirler. Magnezyum oksit, alüminyum hidroksit ve kalsiyum karbonat bu tür ilaçlardandır. Antiasit ilaçlar saatte bir alınabilir. Bu sıklıkta alındıklarında bile, hiç bir yan etki yaratmazlar. Ancak bunların yaratabileceği kabızlığa karsı önlem alınmış olmalıdır. Alüminyum hidroksit ve kalsiyum karbonat tek başlarına alındıklarında kabızlık yaparlar bu nedenle bu ilaçlarla birlikte magnezyum...
DİET VE DUODENUM ÜLSERİ: Yakın bir geçmişe kadar gerek mide gerekse de duodenum ülserli hastalar çok sıkı ve sıkı olduğu kadar da sıkıcı bir diete alınırlardı. Hastaya uzun bir yasak besin maddeler listesi, buna karşılık da kısacık bir serbest besin maddeleri listesi verilirdi. Fakat günümüz tıbbı bu tür sıkı ve sıkıcı dietlerin, ülser tedavisinde hiç bir etkisi ve yararı olmadığı...
MİDE ÜLSERİ: Mide ülserleri genellikle midenin “Antrum” denilen (Pilora yakın bölgesinde ortaya çıkmaktadır. Mide ülserlerinin yaklaşık % 20’si duodermm ülserleri ile birlikte bulunur. Uzun süre herhangi bir belirti vermeksizin sinsice gelişen mide ülserlerine oldukça sık rastlanmaktadır. Hasta günün birinde ani bir kanama ve bundan kaynaklanan bir şok tablosu ile hastaneye kaldırılabilir. Hasta kesinlikle, o güne kadar midesiyle ilgili bir yakınmada bulunmadığım...
KRONİK PANKREATİT: Kronik (müzmin) pankreatit ya ani bir pankreatit atağı ya da sinsi bir biçimde başlayan ve müzmin bir seyir gösteren bir pankreas iltihabı olayıdır. Kronik pankreatit başladıktan sonra, gitgide ağırlaşan bir seyir gösterir. Zaman zaman ani ataklar biçiminde alevlenmeler gösterir. Ataklar sırasında pankreas işlevleri bozuk olduğu gibi, ataklar sırasında da pankreas işlevleri bozuktur. Kronik pankreatit vakalarının yaklaşık olarak yarısında,...
FITIKLAR: Bu sayfamızda kasık fıtıklarını, uyluk fıtıklarını ve karın ön duvarı fıtıklarını inceleyeceğiz. Sözünü ettiğimiz bu fıtıklarda bağırsakların bir bölümü karın boşluğunda dışarı çıkmış, vücudun anormal bölgelerine gitmişlerdir. Kasık fıtıkları bağırsakların bir bölümünün kasık kanalından geçerek skrotum içine inmeleri sonucu oluşmaktadırlar. Uyluk fıtıkları (Femoral herni) ise bağırsakların özel bir kanaldan geçerek, uyluğun ön-iç bölgesine inmeleri sonucu oluşmaktadır. Karın ön duvarındaki...
İKİNCİL PERİTONİT: ikincil peritonitler, (sekonder peritonitler) karnı içi organlarını ya da karın duvarlarım ilgilendiren bazı hastalıklardan kaynaklanan iltihap etkenlerinin, peritona ulaş-malarıyla peritonda da iltihaba yol açmaları sonucu ortaya çıkan peritonitlerdir. Sekonder peritonite yol açan etken bir bakteri olabileceği gibi, safra ya da mide ya da pankreas salgısı olabilir. Bağırsakların, ya da midenin delinmesiy-le bunların içindeki salgıların olduğu kadar, bazı bakterilerin...
PRİMER PERİTONİT: Primer peritonit, bakterilerin kan yoluyla ya da fallop boruları yoluyla peritona ulaşmaları sonucu ortaya çıkan bir periton iltihabı tipidir. Primer peritonitte en sık rastlanan etken “Hemolitik streptokok” bakterilerdir. Primer peritonitlerin 2/3′ü bu bakteriler tarafından oluşturulmaktadır. İkinci ve üçüncü sıklıkta ise sırasıyla “Pnömokok” ve “Gonokok” denilen bakteriler yer almaktadır. Primer peritonitler, peritonitlerin ancak %> l’ini oluşturmaktadırlar ve daha çok...
PERİTONİT: Periton zarının iltihaplanmasına “Peritonit” denilmektedir. Peritonitlerin kaynaklandıkları etkenler göz önüne alındığında, başlıca iki grup ortaya çıkmaktadır. Bunlardan ilkine “Primer peritonitler”, ikincisine ise “ikincil peritonitler” denilmektedir. Bu iki peritonit tipini ayrı başlıklar altında aşağıda incelemekteyiz.
PERİTON: Periton karın içindeki birçok organın dış yüzünün tümünü ya da bir bölümünü örten, aynı zamanda bu organları karın duvarları ve karm içi yapılarına bağlayarak onların karın içindeki yerlerinin bir ölçüde sabit kalmalarına yardım eden bir zardır. Periton erkekte tam bir kıvrımlı kese biçimindeyken, kadında “Tuba uterinalar”
ANAL FİSSÜR: Anal fissürler, anus deliğinin genellikle arka duvarına yerleşmiş olan ve şiddetli ağrıya yol açan ülserlerdir. Genellikle genç ya da orta yaşlı kadınlarda görülür. Çok sert bir dışkının anustan geçişi sırasında,, anus deliğinin arka yarısını zedelemesi en sık rastlanan etkendir. Eğer fissür ön ve yan duvarlarda gelişmişse. Crohn hastalığını, koîitis ülserozayı, lösemiyi ve tüberkülozu etken olarak düşünmekte yarar vardır. Ağrı....
PİLONİDAL SİNÜS – KİST DERMOİD SAKRAL: Kist dermoid sakral. sakrum-koksig bölgesine, kaba etlerin arasına vücudun orta hattı yakınma rastlayan bölgede küslerin bulunmasıdır. Bu kistlerin duvarı derinin dermiş katını andırmaktadır. Bu nedenle de kistin içinde kıllara da rastlanmaktadır. Kist dermoid sakral en çok 15-21 yaşlarında görülmektedir. Vakaların % 80′ini erkekler oluşturmaktadır. Kıllı, şişman, çok terleyen, dar kalçalı, kaba etleri arasındaki yarığı...
ANUS FİSTÜLLERİ: Fistüller, epitelle örtülü iki yüzeyi birleştiren normalde bulunmaması gereken kanallardır. Bu kanalların iç yüzeyi genellikle granülasyon dokusu ile örtülüdür. Anus fistülleri (bunlara “Perianal fistüller denilmektedir) inkomple ve komple olmak üzere iki çeşittirler, tnkomple fistüllerin bir ucu anus boşluğuna ya da deriye açılırken, diğer ucu kördür. Kör uçta “Sinüs” denilen bir kese bulunabilir. Komple fistüllerin ise her iki ucu...
REKTUM KANSERİ: Bilindiği gibi rektum duvarından organın iç boşluğuna doğru “Huston valvülleri” denilen mukoza kıvrımları uzamaktadır. Bunların ikisi solda, biri ise sağda bulunmaktadır. Sol alt Huston valvülünün hemen üstürektumkanserininen sık görüldüğü bölgedir. Rektum kanseri erkeklerde daha sık görülmektedir. Rektum kanserleri büyük bir çoğunlukla adenokrasinomdurlar. Anusa yaklaşıldıkça, sku-amöz hücreli kanser gelişme riski artmaktadır. Hastalığın belirtilerini şöyle özetleyebiliriz. Hastalığın ilk 6 ayında,...
BAĞIRSAK TIKANMALARI (İLEUS): Bağırsak içinde bulunan besin artıklarının ileriye doğru gönderilmelerinde çeşitli nedenlere bağlı olarak gelişen aksaklıklara, bağırsak tıkanmaları denilmektedir. Bağırsak tıkanması tam olabileceği gibi. bölgesel de olabilir. Bağırsaklardaki tıkanıklık mekanik etkenlere bağlı olabileceği gibi. mekanik olmayan nedenlere de bağlı olabilir. Mekanik olmayan etkenler “Adinamik ileus” ve “Dinamik ileus” olmak üzere iki çeşittir. Bağırsak tıkanmasına, yerleşmiş olduğu bölge ve hazırlayıcı...
MEGAKOLON: Kolonların aşırı derecede genişlemeleri ve kabızlıkla seyreden duruma megakolon denilmektedir. Doğumsal ve sonradan edinilmiş olmak üzere iki çeşit megakolon bulunmaktadır. Doğumsal megakolona “Aganglio-nik megakolon” ya da “Hirschsprung” hastalığı denilmektedir. Aganglionik megakolon (Hirschsprung hastalığı) : Doğumsal bir hastalık olan aganglionik megakolon. belirtilerini doğumu izleyen ilk haftalarda verir. Genellikle ailesel eğilim gösterir ve erkeklerde daha sık ortaya çıkar. Çocuk beslenmeye başladıktan bir...
SPASTİK KOLİT – İRİTABL KOLON SENDROMU: Bağırsakların ve özellikle kolonlar bölümünün kasılma bozuklukları sonucu birbirini izleyen kabızhk-ishal atakları, kabızlık sırasında ise keçi pisliği gibi küçük sert dışkıların çıkartılması, karnın alt yarısında dışkılama ile iyileşen karın ağrılarının geliştiği tabloya “Spas-tik kolit” denilmektedir. Bu bozukluğun mekanizması bilinmemektedir. Fakat genellikle sinirli kimselerde ortaya çıkmaktadır. Bu gibi kişilerin psikolojik kötü bir uyaranla karşılaşmaları halinde...
KARSİNOİD TÜMÖRLER: Karsinoid tümörler, midenin kardia bölgesinden anusa kadar olan sindirim kanalı bölümünün mukoza tabakasında bulunan ‘ ‘Enterokromafin hücreler’ ‘den (Kultschitzky hücreleri) kaynaklanan tümörlerdir. Bu tümörlerin % 46’sı apendikste, % 28′i ileumda, % 17’si ise rektumdaki enterokromafin hücrelerden kaynaklanmaktadır. Bronşlar, ovar-yumlar ve teratomlar gibi sindirim sistemi dışındaki organ ve dokulardan da, karsinoid tümörler gelişebilmektedir. Karsinoid tümörlerin yalnız % 3 kadarı...
İNCEBAĞIRSAKLARIN DAMARSAL BOZUKLUKLARI: Bağırsakların atardamarları “Çölyak arterden”, “Süperior mezenterik arterden” ve “înferior mezenterik arterden” gelmektedir. Bu damarlar, bağırsakların besleyici damarlarıdır. İne eb ağır s aklar çölyak arterden ve süperior mezenterik arterden beslenirlerken, kalınbağırsaklar süperior ve inferior mezenterik arterlerden beslenirler. Özellikle bazı arteriosklerozlu hastalarda, bağırsakları besleyen atardamarlarda yerleşen arte-rioskleroz,ani “îskemi” ataklarına yol açabilmektedir. Bu ataklar özellikle yemeklerden sonra bağırsaklar çalışmaya başladıklarında belirginleşmektedir....
ANEMİLERE GENEL BAKIŞ: Anemi, kandaki alyuvarların ve/veya hemolobinin miktar bakımından azalması ve buna bağlı olarak kanın oksijen taşıyabilme kapasitesinin azalmasıdır. Anemi bir hastalık değil, bir belirtidir. Bu nedenle anemi tedavisinin amacı; bu belirtiyi yaratan asıl nedenin ortaya konup, bu nedene yönelik tedavi programının uygulanması olmalıdır. Normalde kadınlarda 100 mi. kanda 4.8 + 0.6 milyon, erkeklerde 5.4±0.9 milyon alyuvar (eritrosit) bulunur. Normalde...
ÇENE KEMİĞİ TÜMÖRLERİ: Bunların bir bölümü diş dokularıyla ilgilidir ve “odontojen tümör”adını alır;en sık rastlanılanı .ameloblastoma (adamantinoma) dır. Öteki kemiklerde görülen tümörlere, çenelerde fazla rastlanmaz; çenelerde en fazla görülen kemik kanseri kondrosarkomdur. Öte yandan vücudun başka yerlerinde oluşan kanserler çene kemiklerine metastaz yapabilir; bu kanserlerin başında meme kanseri gelir.
İÇENE KESİTLERİ: Çene kemiklerinin sık görülen hast alıklar ındandır. Bir bölümüdişlerin gelişimiyle ilgilidir, bunlara odontojen kist denir. Bir grup da çene kemiklerinin gelişmesiyle ilgilidir; fissural kist adını alırlar. Diş kökünde görülen bazı iltihaplar küre biçimindedir, bunlara apikal granülom denir ve kistleşme eğilimleri vardır; kistleşirlerse “apikal ya da radiküler kist” oluşur..
OBTURATÖR VE EPİTEZ: Çene ve yüz bölgesindeki bir kanser nedeniyle ağır ameliyatlar sonucu büyük doku kayıplarına uğrayan kişilerde uygulanan protezlerdir. Obturatörler, çene kemiğinin bir bölümü çıkarılan hastalarda bu boşluğu kapatmak amacıyla uygulanır. Epitezlerse dudak, kulak ve burun gibi estetik önemi büyük olan alanlardaki doku kayıplarını giderme amacı güden araçlardır
DİŞ TAŞLARI: Dişetiyle diş arasında oluşan kireçlenmelerdir. Oluştuktan sonra temizlenmesi güçtür, ancak bir dişhekimi yapabilir. Diştaşları, dişeti hastalıklarının ve diş kayıplarının en önemli nedenlerindendir..
BAĞIRSAK KANSERİNİN HABERCİSİ AĞIZ BELİRTİLERİ: Bazı hastalıklarda ağız ve çevresi değişiklikler bağırsak kanserinin habercisi olabilir. Çene ve yüz kemiklerinde osteom (selim kemik tümörleri), deride kistler ve selim tümörler, çenelerde odontomalar. kalın bağırsaklarda polipler olan Gardner Sendronru’nda, bağırsak poliplerinde kanserleşme görülebilir.Dudaklarda ve çevresinde yoğun çillerin görüldüğü PeutzJeghers Sendromu’nda da kalın bağırsaklarda polipler bulunur ve bunlardan bazıları kanserleşebilir.
FLUOR VE ÇÜRÜKTEN KORUNMADA FLOR UYGULANMASI: Fluor kemiklerin ve dişlerin gelişiminde etkili bir eser elementtir. Fazla alındığında böbreklerle atılır. Çok fazla almadıysa kemik ve diş gelişimi bozuklukları ortaya çıkar. Fluor azlığında görülen önemli sonuç diş çürüklerindeki aşırı artışlardır. Fluorun bir bölümü tükürük salgısıyla ağız boşluğuna dökülür ve çürükleri önleyici etki gösterir. Fluorlu ağız ortamındaki mikroplar sessizleşir ve bakteri plağının oluşması...
BAKTERİ PLAĞI: Dişlerin tükürük akımı, dil, dudak, yanak tarafından mekanik olarak temizle-nemeyen yerlerinde oluşan sarı beyaz gri renkli birikmelerdir. Besin artıkları ve mikroplardan oluşur. Olgun bir bakteri plağı diş üzerini kaplayarak tükürüğün yıkama ve temizleme görevini engeller. Günlük^tükürük salgısı 1-1,5 litredir; uyku şırasında azalır, bazı hastalıklarda ve psikolojik durumlarda artar. Tükürüğün % 99′uosudur. Ayrıca çeşitli maddeler, mineraller, lökositler, epitel hücreleri...
KİST HİDATİK: “Ekinokokus granulozus” (tenya ekinokokus adlı asalağın larvalarının insan organizmasında karaciğer, akciğer ya da diğer dokulara yerleşmesiyle çeşitli bozukluklara yol açması olayına “Hidatİdoz” denilmektedir. Köpeklerin incebağırşağında parazitlenen tenya ekinokokusun yumurtaları ya da gebe halkaları köpeğin dışkısı ile çevreye yayılır. Yumurtalarla kirlenen içme suyu, meyve ve sebzeler ya da bu yumurtalara bulaşmış olan eller ağıza götürüldüğünde, yumurtalar insanın sindirim kanalına...
AKUT KOLESİSTİT: Safra kesesinin ve safra kanallarının ani iltihaplanmasına “Akut kolesistit denilmektedir. % 95 vakada iltihabi sürecin nedeni, safra taşlarının tahrişi olmaktadır. Kolesistitte gelişen belirtiler şöyle özetlenebilir: Karnın sağ üst kadranında şiddetli bir ağrı, bulantı, kusma, ateş yükselmesi ve sarılık. Ağrı kusmadan sonra kaybolabilmtıktedir. Hastalığın tedavisinde en sık rastlanan etken olan safra taşlarının, hedef alınması yararlıdır.
CLOSE
CLOSE