Arısütü ve faydaları

Arısütü ve faydaları

Arısütü
Arısütü, genç larvaların büyüyüp gelişmesi için beş ile on beş günlük işçi arıların altçene ve boğaz bezlerinden kovanın gözlerine konan, yoğunlaştırılmış süt kıvamında, kuvvetli asit-karakterde besleyici bir maddedir.
Arısütü, arı salgılarından biridir ve pelte kıvamında olup, beyaz renktedir.14 Arısütünün hammaddesi nektar ve polen tozudur. Ancak araştırmalar göstermiştir ki, işçi arılar nektar ve polen tozunu sindirim organlarında değişikliğe uğratıp, baldan çok daha kuvvetli ve etkili bir madde olan arısütünü meydana getirmektedir. Arısütü, ilk salgılanıp ağza geldiğinde süt kıvamındadır, fakat kovanın gözlerine konduktan sonra koyulaşarak, krema şeklini ve rengini kazanmaktadır.15 Arısütü, %66,5 su, %34,95 de kuru maddelerden oluşmaktadır. Kuru madde içerisinde protein, yağ, şeker, izelementler, vitaminler ve tespit edilmemiş maddeler mevcuttur.
Arısütünün bileşiminde bulunan vitaminler B1, B2, B6, Biotine, C vitamini, inositol, pantothenik asit, nikotinik asit ve folik asittir. Arısütü, hormonlar ve zindelik veren özel maddeler de içermektedir. Arısütünde 15 ayrı amino asidin varlığı da saptanmıştır.

Arısütü, ekonomik düzeyi yüksek olan ülkelerde pazar bulmuş durumdadır. Hatta apiterapi, yani arı ürünlerinin hastalıkların önlenmesi ya da iyileştirilmesi amacıyla kullanılmasıyla yapılan tedavi, gün geçtikçe önem kazanmaktadır. Japonya ve birçok doğu bloku ülkede, arısütü tıbbın hizmetine girmiş bulunmaktadır. Hatta bazı doğu bloku ülkelerinde sadece arı ürünleri ile tedavi yapılan klinikler mevcuttur. Birçok hastalığa karşı arısütü hapları geliştirilmiştir. Arısütü, sinir sistemi hastalıklarında, sürekli yorgunluk hallerinde, kısırlık tedavisinde, damar sertliğinde güç ve zindelik kazandırmakta kullanılmaktadır. Ayrıca kozmetik sanayiinde arısütünün geniş kullanma alanı vardır.16
Arısütü pazara, saf ve taze halde, bala karıştırılmış, suyu uçurulmuş draje veya tablet olarak, polenle karıştırılmış şekilde sunulmaktadır.17 Arısütünün araştırmacılar tarafından tespit edilen faydaları şunlardır:
1. Antibiyotik özelliği olduğu ve bazı bakterileri öldürdüğü,
2. Bazı mikrobik hastalıklarda vücudu kuvvetlendirdiği,
3. Bazı kanser türlerinde iyileşme temin ettiği,
4. Şeker hastalarında faydalı olduğu,
5. Böcek türlerinde ömrü uzattığı,
6. Kandaki kolesterol miktarının düşürülmesinde faydalı olduğu,
7. Unutkanlığı giderdiği,
8. Romatizmal hastalıklarda istifade edilebileceği,
9. Mide ve on iki parmak bağırsağı ülserine iyi geldiği,
10. İştahsızlık ve kansızlık hallerinde faydalı olabileceği ifade ediliyor.

Her gıda maddesi şüphesiz inananlarca nimet olarak telakkî edilir. Ancak bazı gıdalar ihtiva ettikleri besin ögeleri bakımından diğerlerine göre ayrıcalık gösterirler. İlmî olarak da bazı gıdalara besin değeri yüksek olan veya besin değeri düşük olan gıdalar denir. Dünyadaki bunca çeşit gıdanın arasında hususî olarak Kur’ân’da zikredilen gıdaların diğerlerine göre üstün özelliklere sahip olduğunu düşünmemek mümkün mü?

Hastalıklara karşı korunmak sağlıklı ve zinde kalabilmek için herkes arı sütünü kullanabilir. Arısütü ısıya ve ışığa duyarlıdır. Bu yüzden muhafaza edilmesinde uyulması gereken kurallar vardır. Arı sütü kullanımı saf şekilde olabileceği gibi ballada karıştırılarak alınabilir. Ayrıca bir çok ülkede kapsül haline getirilmiş biçimleride vardır. Saf halde alındığında dilatından alınır. Ancak arı sütünün besleyici değerlerini yitirmeden saf halde tutmak kolay olmadığından genelikle balla karıştırılarak tüketilmesi yaygındır. Arı sütünün karıştırıldığı balın gerçek ve kaliteli bal olması gerekir.

Arı Sütü Faydaları

Bağışıklık sistemini destekler.

Antibakteriyel, antivirütik özelliği vardır.

Hücre yenileyici özelliğe sahiptir.

Hormonları ve metabolik işlevleri düzenler.

Bedensel ve zihinsel yorgunluğa karşı enerji kaynağıdır. Vücuda zindelik kazandırır.

Kolesterolü düşürücü etkisi vardır.

Karaciğeri kuvvetlendirir.

Sinirsel rahatsızıklar olumlu etkilerde bulunur.

Saç dökülmesini önlemede etkildir.

Damar sertliğini engellemede yardımcıdır.

Ülser gastrit ve kolit gibi rahatsızlıklarda kullanılabilir.

Kansızlık sorununda yardımcıdır.

Hafızayı kuvetlendirir.

Cinsel performansı artırır.

Cilt sağlıgı ve kırışıklığı önlemede olumlu etkiye sahiptir.

Adet düzensizliklerinde kullanılır.

Yetersiz beslenmeden doğan eksikliği giderici güçlü besleyici özelliği vardır.

Son yıllarda arı ürünleri ile tedavi anlamına gelen apiterapi başta uzak doğu ülkeleri olmak üzere giderek birçok ülkede yaygınlaşmaktadır. Propolis bal polen arısütü arı zehiri gibi arı ürünlerini tedavide kullananan apiterapi kliniklerinin sayısı artmaktadır.

Arı sütü nedir?

Arı sütü, 5-15 günlük işçi arıların yutak üstü salgı bezlerinden salgıladıkları bir maddedir.
Jel halinde akıcı kıvamda, kremsi-beyaz renktedir. Tadı ekşi ve kokusu keskin fenolik yapıdadır. Memeli hayvanların memesinde oluşan süt ile ilgisi olmadığı halde yavru beslenmesinde kullanılması ve süte benzeyen görünümü sebebiyle Türkçe’de süt olarak adlandırılmakta diğer dillerde ise kraliyete ait jel (İng: Royal jelly) olarak adlandırılmaktadır. Kraliçe arının besini olup, besin değeri son derece yüksektir. Tüm yaşamı boyunca arı sütü ile beslenen kraliçe arının ömrünün uzunluğuna da en önemli işarettir. Diğer arılar sadece 2 ay  yaşarken, kraliçe arının ömrü 6 yıldır.

Arı sütü ile balın arasındaki fark nedir?

Arının 2 çeşit ürünü vardır. Birincisi doğadan topladıkları, ikincisi ise arının bedeninden salgıladıkları ürünlerdir. Arı doğadan topladıklarıyla bal, polen ve propolis üretirken bedeninden de arısütü, mum ve arı zehiri üretir. Doğadan geldiği için bal ve polen iklimlere göre değişiklik gösterir ama arının salgıladığı ürünler tüm dünyada aynıdır ve çok yararlıdır. Arı sütü, arıların bize armağanı olan harika bir maddedir. Çok çeşitli alanlarda tedavide kullanılır.

Etken maddeleri nelerdir?

Arı sütü; yaklaşık yüzde66 oranında su, yüzde14,5 oranında  karbonhidrat, yüzde 4,5 oranında lipid, yüzde13 oranında aminoasit,  B grubu vitaminlerinin tümüne ek olarak A, D, C, E vitaminleri, biyolojik aktif maddeler, önemli bazı mineral maddeler ve bir miktar da tespit edilemeyen maddeler içerir. Ayrıca 10 temel(esansiyel)  amino asitten sekizini (metionin, lösin, lizin, valin, fenil-alanin, treonin, triptofan, izolösin), doğal hormon ve enzimleri içermektedir. Metabolizma için çok önemli olan panteik asit, asetilkolin, protein, bağışıklık sistemini güçlendiren bir yağ asidi olan 10-HDA, sepanin asit , hastalıkların iyileşme döneminden sonra sindirimi düzenlemek ve iştahı açmak için çok ideal olan oleik asit içerir.

Arı sütü nasıl elde edilir?

Arı sütü, işçi arıların yutmaksızın çiğnedikleri, çiçek tozlarından yaptıkları ve başlarının üstündeki bir bezede sakladıkları özel bir madde ile karıştırdıkları maddedir. Bu kuvvetli protein gıdası bebek arıları (larvaları) ilk 2 günde, küçük bir arıya dönüştürür. Bu işlem gerçekleştikten sonra, işçi arılar arı sütü üretimini azaltırlar ve sadece mevcut kraliçe arı ve bir sonraki sefer kraliçe arı olarak seçilen prenses arı için üretime devam ederler. Hem kraliçe arı hem de prenses arı bu gıda ile beslenmeye devam eder. Teknik olarak arı sütü üretimi ana arı üretimine benzer olarak “Doolittle yöntemi” olarak adlandırılan “larva transferi yöntemi” ile yapılmaktadır. Çok miktarda larvadan az miktarda arı sütü elde edildiği için maliyetin yüksek olması dezavantajıdır.

Doğal çiçeklerden beslenen arıların sütü ile şekerle beslenen arıların sütü arasında fark var mıdır?

Tabii ki fark vardır. Arı sütü, 5-15 günlük işçi arıların yutak üstü salgı bezlerinden salgıladıkları ve çiçek tozlarından yaptıkları bir maddedir. Arı sütünün bileşiminde protein, vitamin, yağ asitleri vardır. Arı sütündeki proteinin sentezi için de polen şarttır. Arılar ise bu poleni ancak doğal çiçeklerden beslenerek alabilir.

Arı sütünün sırrı nedir?

Arı sütünde, kraliçe arının niçin inanılmaz büyük (iri), uzun ömürlü, verimli ve diğer arılarla mukayese edildiğinde neden daha fazla enerjiye sahip olduğunun sırrı saklıdır. Ana arı ve işçi arılar yumurtadan çıktıklarında aynı genetik yapıya sahip olmalarına rağmen, larva döneminde farklı oranda ve sürede arı sütüyle beslenmeleri yapılarının farklılaşmasına neden olmaktadır. Sadece 6 günlük bu farklı beslenme sonucunda ana arı hastalıklara direnç kazanmakta, günde kendi ağırlığının iki katı kadar (1500-3000) yumurta üretebilmekte ve 6 yıl kadar yaşamaktadır. Diğer işçi arılar ise kolay hastalanırlar, dişi oldukları halde yumurta bırakamazlar ve sadece 2 ay yaşarlar. İki birey arasındaki bu derece farlılaşma sadece arı sütü ile beslenmelerinden kaynaklanmaktadır

Arı sütü nasıl kullanılır?

Arı sütü, hem erkek hem de kadınların kullanabilecekleri bir doğal ürün olup, ruhsal ve fiziksel vücudunu dengede tutmak isteyen herkes, özellikle orta yaş ve üzerinde olanlar, menopoz dönemindeki kadınlar, en yüksek fiziksel dayanıklılığı arzu eden sporcu veya vücut geliştiriciler kullanabilir. Mutlak surette soğuk ortamlarda saklanması gereken arı sütünün tüketimi; sabahları aç karnına  kahvaltıdan yarım saat önce ve tahta bir kaşık yardımıyla saf olarak dil altından alınması şeklinde tavsiye edilmektedir.

Arı sütü ile ilgili araştırmalar nelerdir?

Yılardır arı sütünün olağanüstü gençleştirme gücü ve sağlığa faydaları araştırılmaktadır. Amerika’da pek fazla bilinmemesine  rağmen, Avrupa ve Asya’da çok uzun bir süreden beri bilinmekte ve kullanılmaktadır. Arı sütü’ nün ünü 1950’li yıllarda Avrupa’da onun hakkında yayınlanan yazı ve raporlardan sonra dünyaya yayılmıştır. Gerçekte arı sütü hakkında en fazla araştırma ve tıbbi yayın Fransa, Almanya, İtalya, Rusya, Çin ve Japonya’da yapılmıştır. Şu an için Japonya dünyada en fazla arı sütü tüketen ülke durumundadır.

Arı sütü ile ilgili araştırmalardan elde edilen sonuçlar neler?

Kanada Ulusal Kanser Araştırma Enstitüsü’nün 27.04.1963 te yayınlanan raporuna göre Prof. Gordon F.Towsen’in aldığı sonuçlar ise; “Arısütünün bileşiminde bulunan 9-10 Hydroxy-2 Transoique ve Dicarboxylic gibi asitlerin bulunması lösemi(leucemie) – KAN KANSERİ’nin gelişmesine ve diğer bazı kanser tümörlerinin büyümesine engel olmaktadır. Bu konuda profesör tarafından 2000 deney faresi üzerinde yapılan incelemelerde, farelerin hepsine kanser hücreleri aşılanmış ve bunlardan 1000 tanesine hiçbir müdahale yapılmayarak kendi haline bırakılmış, diğer 1000 tanesine de “ARI SÜTÜ” verilmiş; Kendi haline bırakılan 1000 farenin kanserden öldüğü, Arısütü ile beslenen diğer 1000 farede ise kanser görülmediği ve yaşamlarını sürdürdükleri gözlenmiştir”

Japonya’da 54 farklı hastalık üzerine yapılan uygulamalarda ortalama yüzde 80 dolayında iyileşme belirleyen araştırıcılar bu hastalıkların bazılarının iştahsızlık, kronik hastalıklar nedeniyle vücut savunma sistemi yetersizliği, metabolizma ve beslenme bozuklukları, adet bozukluğu, sindirim sistemi rahatsızlıkları, astım, bronşit, kronik kabızlık, asabilik, uykusuzluk ve karaciğer rahatsızlıkları olarak bildirilmektedir. Aynı araştırmacılar kanserde tümör oluşumunun ve büyümesinin arı sütü tarafından engellendiğini de belirtmektedirler.

Çin’de deney hayvanları tümör oluşumuna neden olan antijen verildikten sonra iki gruba ayrılmış grubun birisine arı sütü verilmiştir. Arı sütü almayan gruptaki bütün hayvanlar kanserden öldükleri halde arı sütü alan grupta kanserden ölene rastlanmamıştır. Bu durum arı sütünün en azından kanser oluşumunu engelleyici etkisini kanıtlar niteliktedir.

Arjantin’de yapılan bir araştırmada tavşanlara aşırı yağ içeren bir diyet uygulanmış ve tavşanlar iki gruba ayrılarak grubun birisine arı sütü verilmiştir. Sonuçta arı sütü verilen grubun kolesterol düzeyinin diğer gruba oranla düşük olduğu görülmüştür. Ayrıca göz diplerinin, koroner damarların ve karaciğerin incelenmesi sonucu arı sütü alan grupta önemli derecede üstünlük belirlenmiştir.

Avusturya’da 120 hasta üzerinde yapılan klinik denemelerde, arısütünün ağız yoluyla alınması halinde cilt ve saç hastalıklarında önemli olumlu gelişmeler ve düzelmeler görülmüştür. Yine arısütünün içerdiği hormonlar sebebiyle cinsel fonksiyonları arttırıcı etkileri de tespit edilmiştir.

Arı sütü tüketen normal veya şeker hastası olan insanlarda iskelet kaslarının glikozu daha çok Bulgaristan’da 125 iltihabi hasta üzerinde yapılan araştırmalarda arı sütünün organizmada immünobiyolojik aktiviteyi arttırdığı yani savunma sisteminin güçlendirilip, mikroplara karşı direncin arttığı belirlenmiştir.

Sizin arı sütü ile ilgili araştırmalarınızdan elde ettiğiniz sonuçlar neler?

Arı sütüyle ilgili pek çok çalışma yapılmış, kanseri önlediği ortaya konmuş, ama kanser tedavisinde yeri ile ilgili yeterli çalışma yapılmamıştır. Biz arı sütünün kanser tedavisindeki etkinliğini araştırıyoruz, bulgularımız gerçekten çok güzel ve ümit verici.

Arı sütü bağışıklık sistemini güçlendirir mi? Hastalıklara karşı koruyucu etkisi var mı?

Arı sütü faydalı maddeleri yüksek oranda içerdiği için, vücudu strese ve dış etkenlere karşı güçlü kılmakta ve onun anti-bakteriyel ve antibiyotik özelliği ise soğuk algınlığı ve grip gibi hastalıklara karşı korunmamıza yardımcı olmaktadır.

Facebook Yorum

Etiketler:

Yorum Yaz

CLOSE
CLOSE